CLOSE
Kadınca

0 48 views

erkekler-merak-ediyor

Adamların duygusuz ve düşüncesiz bulunduğunu düşünürken onlara haksızlık ettiğiniz, aklınızdan asla geçti mi? “Hanımefendiler susarak gider” kitabının yazarı Candan Ünal, adamların hanımefendilere sormaktan çekindiği fakat oldukca merak etmiş olduğu mevzuları yazdı. Ne dersiniz, bir ihtimal en kalpsiz adamın bile sizden korkmuş olduğu için soramadığı sorular vardır…

Bir tek uzanmak yerine, birazcık konuşabilir misiniz?

Sevişme esnasında tüm işi adamın yapmasını bekleyerek, yatağa uzanmak yerine, sevdiğiniz erkeği sözlerinizle ve tepkilerinizle destekleyebilirsiniz. Erkekler yaptıklarının tam olarak doğru olup olmadığını bilmedikleri için, bir çok vakit riske girmezler. Sadece sözlerinizle onu doğru yaptıkları mevzusunda teşvik ederseniz, yanlış noktaya baskı yapmaktan yada yanlış tarafa gitmek endişesinden erkekleri kurtarmış olmuş olursunuz.

Kimi zaman seksi başlatabilir misiniz?

Hakikaten ara ara seksi başlatan taraf olmanız oldukca hoşlarına gidiyor. Dokunma, okşama, öpüşme benzer biçimde bir adıma tarak, seksi başlatmanız, erkekleri oldukça tahrik ediyor. Onu istediğiniz, arzuladığınızı ve sevişmekten keyif aldığını gösteriyor.

Bizim için seksi olabilir misiniz?

Eve geldiklerinde seksi bir elbise, bir iç çamaşırı, iç gıcıklayıcı bir parfüm ve makyajla karşılanmayı oldukca istiyorlar. Arada bir onlar için striptiz yada kucak dansı yapmanıza bayılıyorlar. Onlardan ilkin kendiniz için ara sıra bu şekilde sürprizler yapabilir misiniz? Kendinizi bu çekici sürprizlere hazırlamak için cinsellik temalı içeriklerimizi okuyabilirsiniz.

uyumlu-cift

Fanteziler dünyasını aralayabilir miyiz?

Hanımefendilerin kati ve katı kuralları yüzünden, erkekler fantezilerini paylaşmaktan çekiniyorlar. Bazen bu mevzu hakkında konuşarak, beraber oyun oynamaya yönelebilirsiniz. Sormaya korkan adamlara, ilkin kendi fantezilerinizi anlatarak bir yol açmak da iyi düşünce olacaktır. İşte bu sayede, erkekleri etkilemenin yollarından birini denemiş olmuş olursunuz.

İyiydi, ne demek?

Sevişmeden sonrasında “nasıldı” diye soran bir adama iyiydi dediğinizde, kafasında 700 milyon probleminin daha oluştuğunu biliyor musunuz? Bir tek mevzu cinsellik olunca, tek cevapla yetinemeyen erkekler için birazcık daha açıklayıcı tabirler kullanmayı deneyin. Mesela muhteşemdi, inanılmazdı, hayatımda yaşadığım en iyi orgazmdı, sen beni delirtiyorsun şeklinde… Erkekleri etkileyen sözler söylemek, coşku ve mutluluğu artılır. İlişkiyi sonlandırmak yada sonsuza kadar o adamı yataktan soğutmak istiyorsanız; yüzüne alaycı bir halde gülümseyip, “daha iyilerini de görmüştüm canım” da kabul edebilirsiniz normal olarak…

0 36 views

sevisen-cift

Göz teması oluşturmak aşkı alevlendirir mi, kariyer başarısı yalnızlığa götürür mü, mutsuzluktan korumak için ağaçla evlenmek iyi bir düşünce mi? Dünyanın dört bir yanından aşka dair bilmediğiniz gerçekleri size Happn vesilesiyle sunuyoruz, merakla okuyacaksınız.

Aşk ilkin gözlerde başlıyor

University of California tarafınca meydana getirilen bir araştırma, birbirini seven çiftler arasındaki uyumun düşündüğümüzden da ileri bir seviyede bulunduğunu ortaya koyuyor. Üniversitenin Psikoloji Kısmı uzmanlarının açıklamış olduğu sonuçlara gore, üç dakika süreyle birbirlerinin gözlerine bakan partnerlerin kalp atış hızları birbirine eşitleniyor. Başka bir deyişle aşk gözlerden kalbe geçiyor ve sevenleri sakinleştiriyor! Yeri gelmişken bir başka araştırmaya daha değinmekte yarar var. Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yapmış olduğu bir araştırmaya nazaran, sevdiğimiz birine sarılmak, vücudumuzun oksitosin salgılamasını sağlıyor ve ağrı kesici tesiri yaratıyor.

Onlar aşkı her ay kutluyor

Cenup Kore, dünya üstünde ilişkileri canlı tutmaya en fazlaca ehemmiyet veren ülke olabilir. Bundan dolayı ülke genelinde her yıl tam 12 kez Sevgililer Günü kutlanıyor! Başta 14 Şubat olmak suretiyle her ayın 14’ünde kutlanan bu günler, değişik isim ve konseptlere haiz. Mesela 14 Temmuz Gümüş Günü olarak biliniyor ve bu tarihte çiftler birbirlerine gümüş yüzükler armağan ediyor. 14 Ağustos “Yeşil Gün” olarak biliniyor ve çiftler bu tarihte tabiat gezilerine çıkıyor. Benzer şekilde 14 Kasım Film Günü, 14 Aralık Sarılma Günü olarak kutlanıyor. Başka bir deyişle, Cenup Koreliler aşkın iyi mi yaşanacağını biliyor.

mutlu-cift

Mutsuzluktan ağaçla kurtuluyor

Hindistan, astrolojiye kim bilir dünyada en oldukça ehemmiyet veren ülkeler içinde. Hâl bu şekilde olunca, ilişkiler de gezegenlerin konumundan nasibini alıyor. Mesela ülkenin bazı bölgelerinde, yıldız haritası Mars’ın tesiri altında olan kişilerin yapacağı evliliklerin fena sonuçlanacağına inanılıyor. Her neyse ki bu kozmik talihsizliğin üstesinden gelmenin bir yolu bulunmuş. Mars’ın tesiri altındaki şahıs, ilkin temsili olarak bir muz ağacıyla evlendiriliyor. Böylece negatif etkililerin silindiğine inanılıyor ve ağaçtan boşanan şahıs aşk hayatına kalmış olduğu yerden devam ediyor.

Yelpazeyle kontakt kuruyordu

Yolunuzun kesiştiği kişilerle tanışmak ya da beğendiğiniz kişilerle iletişime geçmek, devamlı bu kadar kolay değildi. Mesela Viktorya Periyodu İngiltere’sinde bayanların beğenilerini açıkça ifade etmeleri hoş karşılanmıyordu. Fakat elbet bu sıkıntının üstesinden gelmek için çeşitli taktikler de geliştirilmişti. Mesela bir kadının yelpazesini durağan(durgun) bir halde kalp hizasında tutması, karşısındaki adama “Kalbimi kazandın” mesajını iletiyordu. Parmak ucunu yelpazenin tepesine dokundurmak “Tanışmak isterim”, Yelpazeyi boylu süresince açarak tutmak “Beni bekle”, yüz hizasında sol yanağa yakın tutmak ise “Seninle ilgilenmiyorum” anlamına geliyordu.

Kariyer başarısı eşiyle olan evliliği etkiliyor

Magazin basınını takip edenler, Oscar kazanan pek oldukca aktrisin kısa süre içinde boşandığını duymuştur. Hatta ABD basınında ara sıra bir ‘Oscar laneti’nden söz edilir. Peki nedir bu işin aslı? Toronto Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, bu soruya cevap bulmak için 1936-2010 yılları aralığında En İyi Kadın oyuncu ödülü kazanan kişilerin uygar durumlarını mercek altına almış. Sonuçta Oscar alanların, aday gösterilip Oscar alamayanlara kıyasla 1.68 kat daha çok boşandığı tespit edilmiş. Boşanmalardaki artışın sebebi tam olarak belirlenemese de araştırma ekibi Oscar kazanmanın bir tür statü değişimine niçin olarak aile içi uyumu bozmuş olduğu düşüncesinde.

Happn Hakkında: Şubat 2014’te kurulan Happn, gerçek zamanlı konum belirleme özelliği ile yolunuzun kesiştiği kişilerle tanışmanızı elde eden ilk mobil tanışma uygulamasıdır. An itibariyle İstanbul, Paris, Londra, Berlin, Madrid, Buenos Aires, Sao Paulo, Hong Kong, Milano ve New York’un da aralarında bulunmuş olduğu 40’ı aşkın büyük şehirde etken durumda olan uygulama, ortalama 20 milyon şahıs tarafınca kullanılmaktadır. Happn, App Store, Play Store ve Windows Store üstünden ücretsiz bir şekilde indirilebilir.

0 41 views

Dudak estetiğine gerek kalmadan da dudaklarınızı dolgun izah edebilirsiniz. Her kadının düşsel olan dolgun dudaklar için yapmanız gerekenleri haberimizde bulabilirsiniz. İşte son aşama naturel yöntemlerle ulaşabileceğiniz dolgun dudaklar için ipuçları…

dolgun-dudaklarDudaklarınızın inceliğinden yakınıyor dolgun dudaklara haiz olmak istiyorsanız bu haberimiz tam size nazaran. Dolgun dudaklar için ipuçlarını uygularsanız kısa süre içinde sonucu görebilirsiniz. Dudak estetiğine gerek kalmadan uygulayacağız şekilleri sizin için derledik. İşte dolgun dudaklara kavuşmanın ipuçları…

Nemlendirme

Dudaklar yeterince nemli olduğunda daha yumuşak ve dolgun görünür. Bunun için ilk olarak temel dudak bakımını tertipli olarak uygulamalısınız. Yatmadan ilkin dudak besleyici krem kullanmak, dudaklarına gereksinim duyan nemi elde edecektir. Böylece sabaha, ruj öncesi muhteşem bir zemin hazırlamış olacaksınız. İpucu: Ruju uygulamadan ilkin, dudaklarına diş fırçasıyla yuvarlak ve nazik hareketlerle peeling yapmak, pürüzsüz bir görüntü elde etmeni sağlar. Ek olarak nane yağıyla masaj yaparak daha büyük dudaklar elde edebilirsin.

Rengin önemi

Daha dolgun bir görünüm için, seçeceğin rujun rengine dikkat etmelisiniz. Sezonun trendi nude tonlar, dudaklarda istediğin dolgunluk için ideal. Günlük makyajında rahatça uygulayabileceğin şeftali tonları da buna oldukca uygun.

Yürekli ve koyu tonlar için dikkat edilecekler

Dudaklarda kırmızı, nar çiçeği, fuşya şeklinde parlak renkler; nude akımı kadar seviliyor. Bu pop renkleri uygulamak şeftali tonlarına gore daha oldukça uğraş gerektiriyor. Ilk olarak, bu şekilde riskli renkleri devamlı fırçayla uygulamalısınız ki taşmaya karşı tedbir alabilesiniz. Rengi uygulamadan ilkin aynı tonlarda bir dudak kalemiyle çerçeve çizip içini boyamak da oldukca destek olacaktır. Kalıcı etkiyi arttırmak için de, rengi uygulamadan ilkin transparan pudra kullanabilirsin. Ek olarak dudak çevrene aydınlatıcıyı nazikçe uygulayıp bu bölgeyi kusursuzlaştırabilirsin. Bu adım da, daha dolgun dudaklar illüzyonu yaratmana destek olacaktır. İpucu: Üst dudak çizginin ortasına, şu demek oluyor ki v şeklindeki ufak bölgeye ve alt dudak çizginin ortasına beyaz kalem uygulamak dudaklarını olduğundan daha büyük gösterecektir.

Dolgun dudaklar için organik yöntemler

Tarçın, nane, kırmızı biber ve zencefil ile hazırlanan çeşitli karışımlarla dudaklarınızı eskisinden daha dolgun izah edebilirsiniz. Her kadının hayal etmiş olduğu dolgun dudaklar yalnız güzel duyu operasyonlar ve kozmetik ürünlerle değil hem de son aşama organik ve ergonomik iksirlerle de elde edilebilir.

ZENCEFİL: 1 çay kaşığı vazelin ve yarım çay kaşığı balmumunu karıştırın. İçine bir miktar zencefil, kırmızı biber ve 2 damla nane ekstresi koyduktan sonrasında dudaklarınıza bu karışımı sürüp beklemeye alın kısa bir süre sonrasında tesirini dudaklarınızda hissedeceksiniz.

TARÇIN: Likit rujlarınızın içine bir miktar tarçın yağı koyabilir yada 6 damla tarçın yağı, 5 yiyecek kaşığı zeytinyağı ve 1 tane E vitamini kapsülü koyarak hazırladığınız karışımı dudaklarınıza sürebilirsiniz.

KIRMIZI BİBER: Bir tutam acı kırmızı biber, 1 yiyecek kaşığı vazelin, 2 damla nane yağı, bir tutam tarçın ile hazırlayacağınız karışım ile dudaklarınızı kalınlaştıracak ve dolgunlaştıracak bir karışım hazırlayabilirsiniz.

BAL: Bir yiyecek kaşığı organik çiçek balı, yarım salatalık ve bir yiyecek kaşığı yoğurt ile hazırlayacağınız karışımı 15 dk beklettikten sonrasında hem dudaklarınızı nemlendirmiş hem de pürüzsüz dolgun dudaklara kavuşmuş olacaksınız.

YULAF: 1 yumurta sarısı ve 5 gr. yulafı karıştırın ve hazırladığınız karışımı dudaklarınıza sürüp 10 dk beklemeye alın. Dudakların üstünde ölü deriyi atan ve kuruluğu yok eden bu karışımın hem de dolgunlaştırıcı tesiri de var.

Kaydet

0 71 views

Takvim’de yer alan habere göre uzmanlar, 3 günde bedeni arındırmanın mümkün olduğunu belirterek şu önerilerde bulunuyor: “2 limonu yarım bardak suya sıkıp kahvaltıdan önce, kahvaltı da ise 1, 5 su bardağı greyfurt suyu için. Ara öğünde ise 1 bardak havuç suyu ile solunum yollarını açın. Bu karışımdan sonra, potasyum zengini kereviz, maydanoz, yeşillik, havuç ve ıspanağı katı meyve sıkacağından geçirip için. Son olarak, akciğer enfeksiyonlarına karşı gece yatmadan 340 ml kızılcık suyu tüketmek gerekiyor.”

1 88 views

Takvim Gazetesi’nde yer alan habere göre mide ve karın bölgesinde toplanan aşırı yağlanma yüksek tansiyon, diyabet ve kalp sorunlarına yol açıyor.

Hem estetik olarak güzel görünmek hem de hastalıklara karşı korunmak için uzmanlar, göbek eriten şu karışımın tarifini veriyor: “1 salatalık, yarım limon, 1 demet maydanoz, 1 tatlı kaşığı rendelenmiş zencefil ve çeyrek bardak suyu blendırda karıştırın. Yatmadan önce her gece bu karışımı tüketin. Sadece 3 gün içinde sonuçları göreceksiniz.”

0 64 views

Sözcü’de yer alan habere göre D vitamini yetersizliğini önlemek için; yeterli güneş maruziyeti ve D vitamini içeren gıdaların tüketimi arzetmektedir. Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi, Endokronoloji ve Metabolizma Hastalıkları bölümünden, Doç. Dr. Haluk Sargın D Vitaminin vücudumuzdaki hayati önemine dikkat çekiyor;

Bunları biliyor musunuz?

D vitamini yağda çözünür.Diyetle alınan kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilimini sağlar. Kemik büyümesi, sertleşmesi ve tamiri üzerinde etkili olur.Parathormon salgılanmasını düzenler.Kemik ve kasların sağlığı için gerekli olan vücuttaki kalsiyum ve fosfor dengesini sağlar; kemik ve diş yapısı oluşumunu aktif olarak etkiler.Bağışıklık sistemini güçlendirir.Hipertansiyon, kalp hastalıkları ve bazı kanserlere karşı koruyucudur. D vitamini yağda çözünür. Güneş ışığı veya diyet ile elde edilir.

Ultraviyole güneş ışınları deri üzerindeki yağları harekete geçirerek daha sonra vücut tarafından emilen vitamini üretir. Ağız yoluyla alındığında D vitamini yağlar ile birlikte bağırsak duvarlarından emilirler. Vücuda besinler yoluyla Provitamin-D şeklinde alınır, güneş ışınlarının etkisiyle D vitaminine dönüşür.

D vitaminin görevleri:

Kandaki kalsiyum ve fosforun normal sınırlarda kalmasını sağlayacak kemik erimesini önler. Kemik ve dişleri güçlendirir. Çocuklarda D vitamini ihtiyacı bu yüzden fazladır.Kaslara güç verir. Eksikliğinde kas güçsüzlüğü ve kas ağrısı olur.Devamlı yorgunluk ve vücutta yaygın ağrısı olan hastalar mutlaka D vitamini düzeyine baktırmalıdır.İnsülin pankreastan salgılanımını düzenlediğine dair çalışmalar mevcuttur.D vitamini bazı kanserlerin,kalp ve diyabet hastalığının gelişimini önler.Depresyondan korur,Damar basıncını düzenleyerek tansiyonu dengeler,D vitamini insülin direncini düzeltir,Tiroit fonksiyonları ve normal kan pıhtılaşması için gereklidir.

Peki bu değerli vitamini nereden alacağız?

D vitamini güneş ışınlarının etkisiyle deride oluşur. Günlük D vitamini ihtiyacı 20-30 dakikalık güneşe maruziyet ile karşılanabilir. Kollar, bacaklar ve yüzün güneşe maruz kalması yeterlidir. Gerekli güneş ışığı miktarı kişinin yaşı, deri rengi maruziyet süresi, varsa tıbbi sorunlara göre değişebilir. D vitaminin yapımı yaş ile giderek azalır. Derisi koyu renkli olan kişilerde yeterli D vitamini oluşabilmesi için bilhassa kış aylarında uzun süreli gün ışığı ihtiyacı vardır. Güneş koruyucular (faktör 20 ve fazlası) kullananlarda deride D vitamini oluşamaz. Ayrıca pencere camı arkasından güneşlenmenin anlamı yoktur. Çünkü ultraviyole ışınları camdan geçememektedir.

Deniz Ürünleri tüketin: Balık yağı, somon balığı, uskumru, pisi balığı, ringa balığı, ton balığı karides ve istiridyeyi sofranızdan eksik etmeyin!

Süt ve süt ürünleri tüketin: Peynir, tereyağı, krema…Yumurta sarısı ve mantarla sofralarınızı zenginleştirin. Kahvaltılık gevrekler ile güne başlayın.Yemeklerinizde sıvı yağlar tüketin. Yulaf, kakao, maydanoz, ısırgan otunu kullanın. Birçok ülkede süt ve süt ürünleri, ekmek, tahıllar D vitamini ile zenginleştirilebilmektedir.

0 61 views

Akşam’dan Sebile Ölmez’in yazısı…

Makyajın en sevdiğim yanı küçük hilelerle görüntünüzü oldukça değiştirebilmeniz. Örneğin; düşük göz yapısına sahip kişiler biraz yorgun ve üzgün görünebilirler. Ancak birkaç hileyle daha çekici ve etkileyici görüntüye kavuşturabilirler.

DÜŞÜK DİYE ÜZÜLMEYİN

Gözlerin düşük görünmesinin nedeni göz dış köşesinin normalden çok çok az aşağıda kalmasıdır. Bu çok küçük farklılıklar bizi biz yapan özelliklerdir. Ebette ki kendimizle barışık olmalı ve her göz tipinin her yüz şeklinin ayrı bir güzelliği olduğunu kabul etmeliyiz. Ama şunu da biliyorum ki değişikliği seviyoruz. İşte size gözlerinizi kalkık ve çekik görüntüye kavuşturabileceğiniz birkaç teknik. Öncelikle elinize bir kalem ya da fırça gibi düz bir nesne alın. Burnunuzun dış kenarına tam köşeye kalemi yerleştirin ve kalemin diğer teğet noktası gözünüzün dış köşesi olsun. Aynaya bakın ve gözünüzün dış köşesi ve kaş altını hizalayın. Bu sizin makyajınızda asla dışarıya taşmamanız gereken nokta.

BİR DE BUNU DENEYİN

Hatta farınızı bu noktada keskin bir bıçak gibi bitirmelisiniz. Gözünüzle hizalamakta zorluk çekiyorsanız ten rengi bir kalem veya ince bir fırçayla uygulayacağınız kapatıcıyla işaretlediğiniz göz kaş arasını çizebilirsiniz. Böylece makyajınızın bitiş çizgisi görünmez bir şekilde yol göstericiniz olacaktır.Sonrasında göz makyajınızı dilediğiniz gibi yapın. Ancak dış köşeye kullandığınız rengin çok daha koyusunu sürün. Zor mu geldi? Bir de bunu deneyin.

SABREDİN KUSURSUZ OLSUN

Makyajınızı komple yaptınız. Göz farınızı sürdünüz ve bitiş çizgisi nerede bilmiyorsunuz. Köşenizi koyu yaptınız ama keskin olmadı da dağınık ve yuvarlak oldu. Hatta eyelinerınız bile tutmadı. Bir kulak çubuğuna makyaj temizleyicisi dökün ve çubukla gözünüzün dış köşesinden kaşınıza doğru makyajı tek harekette silin. Tamamen yukarı doğru kaldırılmış mükemmel bir göz makyajına sahip olacaksınız.Bunların hepsi karmaşık mı geldi? Her zaman hayat kurtaran profesyonellerin bile kullandığı bant tekniği mutlaka işe yarayacaktır. Bir para bandını 2-3 cm uzunluğunda kesin ve gözünüzün dış köşesinden (biraz daha aşağıdan yapıştırmaya başlayın) kaşınızın dış köşesine doğru bantı yapıştırın. Gözünüze istediğiniz tonda makyajınızı yapın. İç köşeden göz bebeğine kadar mutlaka daha açık renk sürün. Karıştırma fırçasıyla bandın üzerine de gelecek şekilde koyu rengi sürün.Hepsini güzelce karıştırın. Eyelinerınızı da bandın üzerine gelmesinden endişe etmeden sürün. Bandı kaldırdığınızda sonuç yine kusursuz bir makyaj olacaktır.

IŞILTILI FARLA MUCİZE YARATIN

Bu görüntüyü daha etkin hale getirmek için beyaz bir far kalem ya da kapatıcı ile bu keskin çizginin tam altına çizeceğiniz bir çizgi onu çok daha etkin hale getirecektir. Gözünüzün dış iç köşesine yani gözünüzün içine ama sadece dış köşeye siyah kalem sürüp maskaranızı yalnızca dış köşede yoğunlaştırırsanız, kaşınızın tam dış tarafının altına aydınlık hatta ışıltılı far sürerseniz ve son olarak yarım kirpik takarsanız gözünüz çok daha kalkık görünecektir. 

(SEBİLE ÖLMEZ / AKŞAM)

0 66 views

1) Mümkün olduğu kadar ailenizden, arkadaşlarınızdan destek almaya bakın. Ve sakın yardım almaktan utanmayın. Yanı başınızda bir bebek varken en basit şeyleri yapmak bile vaktinizi alacaktır. Bu yüzden her türlü yardıma açık olacaksınız.

2) Kendinizi eve kapatmayın, arada sırada dışarı çıkın. Sizin gibi yeni annelerle tanışmak ve onlardan tavsiyeler almak sizi rahatlatacaktır.

3) Anneliğe ve bebeğinizin ihtiyaçlarına karşılık vermek ilk zamanlarda biraz zor gelebilir, öyleyse alışmak için kendinize zaman tanıyın.

4) Misafirliğe gelmek isteyenlere uygun değilseniz hayır demesini bilin. Ya da ziyarete gelenlere hizmet etmek yerine onlar size hizmet etsin. Kendinizi çok yormamaya çalışın.

5) Bebeğinizle evinizde güzel saatler geçirmeye bakın. Altı kuru, karnı tokken en sakin olduğu zamanlardır. Onun bu anlarının tadını çıkarın ve kucağınıza alıp şefkatinizi gösterin. Bu, ona olduğu kadar size de çok iyi gelecektir.

6) Bebeğiniz uyuduğunda siz de uyuyun. Belki söylemesi biraz zor ama denemekten ne çıkar? On dakika bile uyusanız kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

İletişimin ipuçları

Yakın temas kurun

Bebeğinizi kucağınıza alın ve yüzünüze yaklaştırın. Birbirinizin gözlerinin içine bakmak onu heyecanlandıracaktır.

Masaj yapıp okşayın

Altını değişirken ya da banyo yaptırırken masaj yapın, onu sevip okşayın. Bu şekilde aranızdaki bağ güçlenir ve masaj sayesinde rahat bir uyku çeker.

Teni teninize değsin

Bebeğinizi yanı başınıza yatırarak ona sokulun. Kokunuzu, sıcaklığınızı ve kalp atışınızı hisseden bebeğiniz bu şekilde kendini güvende hissedecektir.

Onunla konuşun

O gün yaptıklarınızı kısaca miniğinize anlatın. Bunu yaparken saçma bir şey yaptığınızı düşünmeyin. Aksine konuşmanız onu rahatlatacak ve algılama becerisinin gelişmesini sağlayacak.

Şarkılar söyleyin

Karga gibi sesiniz olsa da hiç problem değil. Başkalarına söylemediğiniz sürece sorun yok. O sizin sesinize her şekilde hayran.

Oyunlar oynayın

Her zaman oyun oynamak için ona vakit ayırın. Altını değiştirirken, banyo yaptırırken çeşitli minik oyunlar uydurun, eğlenceli vakitler geçirin.

Birlikte dans edin

Açın müziğin sesini, alın bebeğinizi kucağınıza, başlayın dansa. Emin olun onun da çok hoşuna gidecek, annesiyle yakın olmaktan büyük bir mutluluk duyacak.

Kitap okuyun

Anlasın anlamasın ona her gün az da olsa biraz kitap okuyun, resimler gösterin. Bu şekilde algılama gücü gelişecek ve aranızdaki bağ git gide kuvvetlenecek.

0 51 views

CİHAN’da yer alan habere göre, Türkler evini süpürmeye yılda 125 saat ayırıyor. Türk tüketicisi ayrıca, enerji verimliliği ve çevreye duyarlılık konusunda da bilinçli. Kullandığı ürünleri satın alırken, bu özelliklerine dikkat ediyor.

Sağlık hizmeti, tüketici ürünleri ve aydınlatma alanlarındaki ürünleri ile tanınan Hollanda merkezli teknoloji şirketi Philips, Türkiye ’de elektrik süpürgesi kullanım alışkanlıklarını ortaya koymak üzere bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma için 12 ilde 18 yaş ve üzerinde olan, evdeki küçük ev aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici konumundaki kişilerle görüşüldü.

İlgi çekici veriler ortaya çıkaran araştırmaya göre, yer süpürmek tercih edilen konut işleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türk tüketicisi haftada vasat 2,4 saatini elektrikli süpürge ile konut süpürmeye ayırıyor ve vasat 4,6 yılda bir süpürgesini yeniliyor. Elektrikli süpürge satın alırken emiş gücüne (yüzde 47), markasına (yüzde 31) ve fiyatına (yüzde 22) bakıyor. Kadınlar için emiş gücü, erkekler içinse marka önemli diyen tüketicilerden mevcut elektrikli süpürgesinin gücünü (watt) bilenlerin oranı yüzde 57.

Satın alma sırasında ak eşyadan (çamaşır makinesi, buzdolabı ve bulaşık makinesi; yüzde 78-80) sonra en çok elektrikli süpürgenin (yüzde 71) enerji tüketimine dikkat ediliyor.

TÜRKİYE ’DE YILDA 3,5 MİLYON SAYI ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE SATILIYOR

Araştırmada sektör ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Buna göre büyüklüğü 1 milyar TL olan pazarda yılda 3,5 milyon sayi elektrikli süpürge satışı gerçekleşiyor. 27 ’den fazla markanın yer aldığı pazar, ufakveyaminik ev aletleri pazarının yüzde 38 ’ini oluşturuyor. Süpürge üretiminde 43 yıllık deneyime sahip Philips, Türkiye pazarında cirosal bazda önder olarak konumlanıyor.

Çalışma, ERA Research&Consultancy tarafından, Türkiye A, B ve C1 SES kent nüfusunu temsil edecek şekilde tasarlandı. TÜİK ’in belirlediği NUTS1 (İstatistiki Bölge Birimi 1. düzey) düzeyinde seçilen 12 ilde 18 yaş ve üzeri kişiler arasında, evdeki küçük konut aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici ve evinde elektrik süpürgesi olan 416 kişi ile telefonla görüşme yöntemi kullanılarak yapıldı. Görüşmelerin yüzde 27 ’si erkekler, yüzde 73 ’ü ise kadınlar ile gerçekleştirildi. Araştırmanın saha uygulaması 21 Ağustos – 2 Eylül 2015 tarihleri arasında yapıldı.

YÜKSEK WATT’LI DAHA İYİ Mİ ÇEKER ?

Araştırmada, tüketicilerin bir yanlış algısı da yer aldı. Yüksek wattın, yüksek emiş gücü olarak algılandığı, oysa bunun yanlış bir algı olduğu vurgulandı. Bir ürünün yüksek watta sahip olmasının aslında onun yüksek temizlik performansı gösterdiği anlamına gelmediğine işaret edilerek, “Emiş gücünün yüksek olmasını sağlayan başlık ve filtreleme sistemleri gibi faktörler de bulunuyor.” denildi. Araştırmanın da bu durumu doğrular nitelikte olduğu, çünkü mevcutta sahip olunan süpürgelerin ortalama 2000 Watt olduğunun tespit edildiğini kaydedildi. 

0 53 views

CİHAN’da yer alan habere göre, Türkler evini süpürmeye yılda 125 saat ayırıyor. Türk tüketicisi ayrıca, enerji verimliliği ve çevreye duyarlılık konusunda da bilinçli. Kullandığı ürünleri satın alırken, bu özelliklerine dikkat ediyor.

Sağlık hizmeti, tüketici ürünleri ve aydınlatma alanlarındaki ürünleri ile tanınan Hollanda merkezli teknoloji şirketi Philips, Türkiye ’de elektrik süpürgesi kullanım alışkanlıklarını ortaya koymak üzere bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma için 12 ilde 18 yaş ve üzerinde olan, evdeki ufakveyaminik konut aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici konumundaki kişilerle görüşüldü.

İlgi çekici veriler ortaya çıkaran araştırmaya göre, yer süpürmek tercih edilen konut işleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türk tüketicisi haftada ortalama 2,4 saatini elektrikli süpürge ile konut süpürmeye ayırıyor ve ortalama 4,6 yılda bir süpürgesini yeniliyor. Elektrikli süpürge satın alırken emiş gücüne (yüzde 47), markasına (yüzde 31) ve fiyatına (yüzde 22) bakıyor. Kadınlar için emiş gücü, erkekler içinse marka önemli diyen tüketicilerden mevcut elektrikli süpürgesinin gücünü (watt) bilenlerin oranı yüzde 57.

Satın alma sırasında ak eşyadan (çamaşır makinesi, buzdolabı ve bulaşık makinesi; yüzde 78-80) sonra en çok elektrikli süpürgenin (yüzde 71) enerji tüketimine dikkat ediliyor.

TÜRKİYE ’DE YILDA 3,5 MİLYON ADET ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE SATILIYOR

Araştırmada sektör ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Buna göre büyüklüğü 1 milyar TL olan pazarda yılda 3,5 milyon sayi elektrikli süpürge satışı gerçekleşiyor. 27 ’den fazla markanın yer aldığı pazar, küçük konut aletleri pazarının yüzde 38 ’ini oluşturuyor. Süpürge üretiminde 43 yıllık deneyime sahip Philips, Türkiye pazarında cirosal bazda lider olarak konumlanıyor.

Çalışma, ERA Research&Consultancy tarafından, Türkiye A, B ve C1 SES kent nüfusunu temsil edecek şekilde tasarlandı. TÜİK ’in belirlediği NUTS1 (İstatistiki Bölge Birimi 1. düzey) düzeyinde seçilen 12 ilde 18 yaş ve üzeri kişiler arasında, evdeki ufakveyaminik konut aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici ve evinde elektrik süpürgesi olan 416 kişi ile telefonla görüşme yöntemi kullanılarak yapıldı. Görüşmelerin yüzde 27 ’si erkekler, yüzde 73 ’ü ise kadınlar ile gerçekleştirildi. Araştırmanın saha uygulaması 21 Ağustos – 2 Eylül 2015 tarihleri arasında yapıldı.

YÜKSEK WATT’LI DAHA İYİ Mİ ÇEKER ?

Araştırmada, tüketicilerin bir yanlış algısı da yer aldı. Yüksek wattın, yüksek emiş gücü olarak algılandığı, oysa bunun yanlış bir algı olduğu vurgulandı. Bir ürünün yüksek watta sahip olmasının aslında onun yüksek temizlik performansı gösterdiği anlamına gelmediğine işaret edilerek, “Emiş gücünün yüksek olmasını sağlayan başlık ve filtreleme sistemleri gibi faktörler de bulunuyor.” denildi. Araştırmanın da bu durumu doğrular nitelikte olduğu, çünkü mevcutta sahip olunan süpürgelerin ortalama 2000 Watt olduğunun tespit edildiğini kaydedildi. 

0 50 views

CİHAN’da yer alan habere göre, Türkler evini süpürmeye yılda 125 saat ayırıyor. Türk tüketicisi ayrıca, enerji verimliliği ve çevreye duyarlılık konusunda da bilinçli. Kullandığı ürünleri satın alırken, bu özelliklerine dikkat ediyor.

Sağlık hizmeti, tüketici ürünleri ve aydınlatma alanlarındaki ürünleri ile tanınan Hollanda merkezli teknoloji şirketi Philips, Türkiye ’de elektrik süpürgesi kullanım alışkanlıklarını ortaya koymak üzere bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma için 12 ilde 18 yaş ve üzerinde olan, evdeki ufakveyaminik ev aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici konumundaki kişilerle görüşüldü.

İlgi çekici veriler ortaya çıkaran araştırmaya göre, yer süpürmek tercih edilen konut işleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türk tüketicisi haftada vasat 2,4 saatini elektrikli süpürge ile ev süpürmeye ayırıyor ve vasat 4,6 yılda bir süpürgesini yeniliyor. Elektrikli süpürge satın alırken emiş gücüne (yüzde 47), markasına (yüzde 31) ve fiyatına (yüzde 22) bakıyor. Kadınlar için emiş gücü, erkekler içinse marka önemli diyen tüketicilerden mevcut elektrikli süpürgesinin gücünü (watt) bilenlerin oranı yüzde 57.

Satın alma sırasında beyaz eşyadan (çamaşır makinesi, buzdolabı ve bulaşık makinesi; yüzde 78-80) sonra en çok elektrikli süpürgenin (yüzde 71) enerji tüketimine dikkat ediliyor.

TÜRKİYE ’DE YILDA 3,5 MİLYON SAYI ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE SATILIYOR

Araştırmada sektör ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Buna göre büyüklüğü 1 milyar TL olan pazarda yılda 3,5 milyon sayi elektrikli süpürge satışı gerçekleşiyor. 27 ’den fazla markanın yer aldığı pazar, küçük konut aletleri pazarının yüzde 38 ’ini oluşturuyor. Süpürge üretiminde 43 yıllık deneyime sahip Philips, Türkiye pazarında cirosal bazda önder olarak konumlanıyor.

Çalışma, ERA Research&Consultancy tarafından, Türkiye A, B ve C1 SES kent nüfusunu temsil edecek şekilde tasarlandı. TÜİK ’in belirlediği NUTS1 (İstatistiki Bölge Birimi 1. düzey) düzeyinde seçilen 12 ilde 18 yaş ve üzeri kişiler arasında, evdeki ufakveyaminik ev aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici ve evinde elektrik süpürgesi olan 416 kişi ile telefonla görüşme yöntemi kullanılarak yapıldı. Görüşmelerin yüzde 27 ’si erkekler, yüzde 73 ’ü ise kadınlar ile gerçekleştirildi. Araştırmanın saha uygulaması 21 Ağustos – 2 Eylül 2015 tarihleri arasında yapıldı.

YÜKSEK WATT’LI DAHA İYİ Mİ ÇEKER ?

Araştırmada, tüketicilerin bir yanlış algısı da yer aldı. Yüksek wattın, yüksek emiş gücü olarak algılandığı, oysa bunun yanlış bir algı olduğu vurgulandı. Bir ürünün yüksek watta sahip olmasının aslında onun yüksek temizlik performansı gösterdiği anlamına gelmediğine işaret edilerek, “Emiş gücünün yüksek olmasını sağlayan başlık ve filtreleme sistemleri gibi faktörler de bulunuyor.” denildi. Araştırmanın da bu durumu doğrular nitelikte olduğu, çünkü mevcutta sahip olunan süpürgelerin ortalama 2000 Watt olduğunun tespit edildiğini kaydedildi. 

0 50 views

CİHAN’da yer alan habere göre, Türkler evini süpürmeye yılda 125 saat ayırıyor. Türk tüketicisi ayrıca, enerji verimliliği ve çevreye duyarlılık konusunda da bilinçli. Kullandığı ürünleri satın alırken, bu özelliklerine dikkat ediyor.

Sıhhat hizmeti, tüketici ürünleri ve aydınlatma alanlarındaki ürünleri ile tanınan Hollanda merkezli teknoloji şirketi Philips, Türkiye ’de elektrik süpürgesi kullanım alışkanlıklarını ortaya koymak üzere bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma için 12 ilde 18 yaş ve üzerinde olan, evdeki ufakveyaminik ev aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici konumundaki kişilerle görüşüldü.

İlgi çekici veriler ortaya çıkaran araştırmaya göre, yer süpürmek tercih edilen konut işleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türk tüketicisi haftada vasat 2,4 saatini elektrikli süpürge ile ev süpürmeye ayırıyor ve vasat 4,6 yılda bir süpürgesini yeniliyor. Elektrikli süpürge satın alırken emiş gücüne (yüzde 47), markasına (yüzde 31) ve fiyatına (yüzde 22) bakıyor. Kadınlar için emiş gücü, erkekler içinse marka önemli diyen tüketicilerden mevcut elektrikli süpürgesinin gücünü (watt) bilenlerin oranı yüzde 57.

Satın alma sırasında ak eşyadan (çamaşır makinesi, buzdolabı ve bulaşık makinesi; yüzde 78-80) sonra en çok elektrikli süpürgenin (yüzde 71) enerji tüketimine dikkat ediliyor.

TÜRKİYE ’DE YILDA 3,5 MİLYON SAYI ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE SATILIYOR

Araştırmada sektör ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Buna göre büyüklüğü 1 milyar TL olan pazarda yılda 3,5 milyon adet elektrikli süpürge satışı gerçekleşiyor. 27 ’den fazla markanın yer aldığı pazar, küçük ev aletleri pazarının yüzde 38 ’ini oluşturuyor. Süpürge üretiminde 43 yıllık deneyime sahip Philips, Türkiye pazarında cirosal bazda önder olarak konumlanıyor.

Çalışma, ERA Research&Consultancy tarafından, Türkiye A, B ve C1 SES kent nüfusunu temsil edecek şekilde tasarlandı. TÜİK ’in belirlediği NUTS1 (İstatistiki Bölge Birimi 1. düzey) düzeyinde seçilen 12 ilde 18 yaş ve üzeri kişiler arasında, evdeki ufakveyaminik konut aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici ve evinde elektrik süpürgesi olan 416 kişi ile telefonla görüşme yöntemi kullanılarak yapıldı. Görüşmelerin yüzde 27 ’si erkekler, yüzde 73 ’ü ise kadınlar ile gerçekleştirildi. Araştırmanın saha uygulaması 21 Ağustos – 2 Eylül 2015 tarihleri arasında yapıldı.

YÜKSEK WATT’LI DAHA İYİ Mİ ÇEKER ?

Araştırmada, tüketicilerin bir yanlış algısı da yer aldı. Yüksek wattın, yüksek emiş gücü olarak algılandığı, oysa bunun yanlış bir algı olduğu vurgulandı. Bir ürünün yüksek watta sahip olmasının aslında onun yüksek temizlik performansı gösterdiği anlamına gelmediğine işaret edilerek, “Emiş gücünün yüksek olmasını sağlayan başlık ve filtreleme sistemleri gibi faktörler de bulunuyor.” denildi. Araştırmanın da bu durumu doğrular nitelikte olduğu, çünkü mevcutta sahip olunan süpürgelerin ortalama 2000 Watt olduğunun tespit edildiğini kaydedildi. 

0 49 views

CİHAN’da yer alan habere göre, Türkler evini süpürmeye yılda 125 saat ayırıyor. Türk tüketicisi ayrıca, enerji verimliliği ve çevreye duyarlılık konusunda da bilinçli. Kullandığı ürünleri satın alırken, bu özelliklerine dikkat ediyor.

Sağlık hizmeti, tüketici ürünleri ve aydınlatma alanlarındaki ürünleri ile tanınan Hollanda merkezli teknoloji şirketi Philips, Türkiye ’de elektrik süpürgesi kullanım alışkanlıklarını ortaya koymak üzere bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma için 12 ilde 18 yaş ve üzerinde olan, evdeki ufakveyaminik konut aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici konumundaki kişilerle görüşüldü.

İlgi çekici veriler ortaya çıkaran araştırmaya göre, yer süpürmek tercih edilen ev işleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türk tüketicisi haftada vasat 2,4 saatini elektrikli süpürge ile ev süpürmeye ayırıyor ve ortalama 4,6 yılda bir süpürgesini yeniliyor. Elektrikli süpürge satın alırken emiş gücüne (yüzde 47), markasına (yüzde 31) ve fiyatına (yüzde 22) bakıyor. Kadınlar için emiş gücü, erkekler içinse marka önemli diyen tüketicilerden mevcut elektrikli süpürgesinin gücünü (watt) bilenlerin oranı yüzde 57.

Satın alma sırasında ak eşyadan (çamaşır makinesi, buzdolabı ve bulaşık makinesi; yüzde 78-80) sonra en çok elektrikli süpürgenin (yüzde 71) enerji tüketimine dikkat ediliyor.

TÜRKİYE ’DE YILDA 3,5 MİLYON ADET ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE SATILIYOR

Araştırmada sektör ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Buna göre büyüklüğü 1 milyar TL olan pazarda yılda 3,5 milyon sayi elektrikli süpürge satışı gerçekleşiyor. 27 ’den fazla markanın yer aldığı pazar, ufakveyaminik konut aletleri pazarının yüzde 38 ’ini oluşturuyor. Süpürge üretiminde 43 yıllık deneyime sahip Philips, Türkiye pazarında cirosal bazda lider olarak konumlanıyor.

Çalışma, ERA Research&Consultancy tarafından, Türkiye A, B ve C1 SES kent nüfusunu temsil edecek şekilde tasarlandı. TÜİK ’in belirlediği NUTS1 (İstatistiki Bölge Birimi 1. düzey) düzeyinde seçilen 12 ilde 18 yaş ve üzeri kişiler arasında, evdeki ufakveyaminik ev aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici ve evinde elektrik süpürgesi olan 416 kişi ile telefonla görüşme yöntemi kullanılarak yapıldı. Görüşmelerin yüzde 27 ’si erkekler, yüzde 73 ’ü ise kadınlar ile gerçekleştirildi. Araştırmanın saha uygulaması 21 Ağustos – 2 Eylül 2015 tarihleri arasında yapıldı.

YÜKSEK WATT’LI DAHA İYİ Mİ ÇEKER ?

Araştırmada, tüketicilerin bir yanlış algısı da yer aldı. Yüksek wattın, yüksek emiş gücü olarak algılandığı, oysa bunun yanlış bir algı olduğu vurgulandı. Bir ürünün yüksek watta sahip olmasının aslında onun yüksek temizlik performansı gösterdiği anlamına gelmediğine işaret edilerek, “Emiş gücünün yüksek olmasını sağlayan başlık ve filtreleme sistemleri gibi faktörler de bulunuyor.” denildi. Araştırmanın da bu durumu doğrular nitelikte olduğu, çünkü mevcutta sahip olunan süpürgelerin vasat 2000 Watt olduğunun tespit edildiğini kaydedildi. 

0 56 views

CİHAN’da yer alan habere göre, Türkler evini süpürmeye yılda 125 saat ayırıyor. Türk tüketicisi ayrıca, enerji verimliliği ve çevreye duyarlılık konusunda da bilinçli. Kullandığı ürünleri satın alırken, bu özelliklerine dikkat ediyor.

Sağlık hizmeti, tüketici ürünleri ve aydınlatma alanlarındaki ürünleri ile tanınan Hollanda merkezli teknoloji şirketi Philips, Türkiye ’de elektrik süpürgesi kullanım alışkanlıklarını ortaya koymak üzere bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma için 12 ilde 18 yaş ve üzerinde olan, evdeki ufakveyaminik ev aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici konumundaki kişilerle görüşüldü.

İlgi çekici veriler ortaya çıkaran araştırmaya göre, yer süpürmek tercih edilen ev işleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türk tüketicisi haftada ortalama 2,4 saatini elektrikli süpürge ile konut süpürmeye ayırıyor ve ortalama 4,6 yılda bir süpürgesini yeniliyor. Elektrikli süpürge satın alırken emiş gücüne (yüzde 47), markasına (yüzde 31) ve fiyatına (yüzde 22) bakıyor. Kadınlar için emiş gücü, erkekler içinse marka önemli diyen tüketicilerden mevcut elektrikli süpürgesinin gücünü (watt) bilenlerin oranı yüzde 57.

Satın alma sırasında beyaz eşyadan (çamaşır makinesi, buzdolabı ve bulaşık makinesi; yüzde 78-80) sonra en çok elektrikli süpürgenin (yüzde 71) enerji tüketimine dikkat ediliyor.

TÜRKİYE ’DE YILDA 3,5 MİLYON SAYI ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE SATILIYOR

Araştırmada sektör ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Buna göre büyüklüğü 1 milyar TL olan pazarda yılda 3,5 milyon adet elektrikli süpürge satışı gerçekleşiyor. 27 ’den fazla markanın yer aldığı pazar, küçük ev aletleri pazarının yüzde 38 ’ini oluşturuyor. Süpürge üretiminde 43 yıllık deneyime sahip Philips, Türkiye pazarında cirosal bazda önder olarak konumlanıyor.

Çalışma, ERA Research&Consultancy tarafından, Türkiye A, B ve C1 SES kent nüfusunu temsil edecek şekilde tasarlandı. TÜİK ’in belirlediği NUTS1 (İstatistiki Bölge Birimi 1. düzey) düzeyinde seçilen 12 ilde 18 yaş ve üzeri kişiler arasında, evdeki küçük konut aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici ve evinde elektrik süpürgesi olan 416 kişi ile telefonla görüşme yöntemi kullanılarak yapıldı. Görüşmelerin yüzde 27 ’si erkekler, yüzde 73 ’ü ise kadınlar ile gerçekleştirildi. Araştırmanın saha uygulaması 21 Ağustos – 2 Eylül 2015 tarihleri arasında yapıldı.

YÜKSEK WATT’LI DAHA İYİ Mİ ÇEKER ?

Araştırmada, tüketicilerin bir yanlış algısı da yer aldı. Yüksek wattın, yüksek emiş gücü olarak algılandığı, oysa bunun yanlış bir algı olduğu vurgulandı. Bir ürünün yüksek watta sahip olmasının aslında onun yüksek temizlik performansı gösterdiği anlamına gelmediğine işaret edilerek, “Emiş gücünün yüksek olmasını sağlayan başlık ve filtreleme sistemleri gibi faktörler de bulunuyor.” denildi. Araştırmanın da bu durumu doğrular nitelikte olduğu, çünkü mevcutta sahip olunan süpürgelerin vasat 2000 Watt olduğunun tespit edildiğini kaydedildi. 

0 58 views

CİHAN’da yer alan habere göre, Türkler evini süpürmeye yılda 125 saat ayırıyor. Türk tüketicisi ayrıca, enerji verimliliği ve çevreye duyarlılık konusunda da bilinçli. Kullandığı ürünleri satın alırken, bu özelliklerine dikkat ediyor.

Sağlık hizmeti, tüketici ürünleri ve aydınlatma alanlarındaki ürünleri ile tanınan Hollanda merkezli teknoloji şirketi Philips, Türkiye ’de elektrik süpürgesi kullanım alışkanlıklarını ortaya koymak üzere bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma için 12 ilde 18 yaş ve üzerinde olan, evdeki ufakveyaminik ev aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici konumundaki kişilerle görüşüldü.

İlgi çekici veriler ortaya çıkaran araştırmaya göre, yer süpürmek tercih edilen ev işleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türk tüketicisi haftada ortalama 2,4 saatini elektrikli süpürge ile konut süpürmeye ayırıyor ve vasat 4,6 yılda bir süpürgesini yeniliyor. Elektrikli süpürge satın alırken emiş gücüne (yüzde 47), markasına (yüzde 31) ve fiyatına (yüzde 22) bakıyor. Kadınlar için emiş gücü, erkekler içinse marka önemli diyen tüketicilerden mevcut elektrikli süpürgesinin gücünü (watt) bilenlerin oranı yüzde 57.

Satın alma sırasında ak eşyadan (çamaşır makinesi, buzdolabı ve bulaşık makinesi; yüzde 78-80) sonra en çok elektrikli süpürgenin (yüzde 71) enerji tüketimine dikkat ediliyor.

TÜRKİYE ’DE YILDA 3,5 MİLYON SAYI ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE SATILIYOR

Araştırmada sektör ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Buna göre büyüklüğü 1 milyar TL olan pazarda yılda 3,5 milyon adet elektrikli süpürge satışı gerçekleşiyor. 27 ’den fazla markanın yer aldığı pazar, ufakveyaminik ev aletleri pazarının yüzde 38 ’ini oluşturuyor. Süpürge üretiminde 43 yıllık deneyime sahip Philips, Türkiye pazarında cirosal bazda önder olarak konumlanıyor.

Çalışma, ERA Research&Consultancy tarafından, Türkiye A, B ve C1 SES kent nüfusunu temsil edecek şekilde tasarlandı. TÜİK ’in belirlediği NUTS1 (İstatistiki Bölge Birimi 1. düzey) düzeyinde seçilen 12 ilde 18 yaş ve üzeri kişiler arasında, evdeki küçük ev aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici ve evinde elektrik süpürgesi olan 416 kişi ile telefonla görüşme yöntemi kullanılarak yapıldı. Görüşmelerin yüzde 27 ’si erkekler, yüzde 73 ’ü ise kadınlar ile gerçekleştirildi. Araştırmanın saha uygulaması 21 Ağustos – 2 Eylül 2015 tarihleri arasında yapıldı.

YÜKSEK WATT’LI DAHA İYİ Mİ ÇEKER ?

Araştırmada, tüketicilerin bir yanlış algısı da yer aldı. Yüksek wattın, yüksek emiş gücü olarak algılandığı, oysa bunun yanlış bir algı olduğu vurgulandı. Bir ürünün yüksek watta sahip olmasının aslında onun yüksek temizlik performansı gösterdiği anlamına gelmediğine işaret edilerek, “Emiş gücünün yüksek olmasını sağlayan başlık ve filtreleme sistemleri gibi faktörler de bulunuyor.” denildi. Araştırmanın da bu durumu doğrular nitelikte olduğu, çünkü mevcutta sahip olunan süpürgelerin ortalama 2000 Watt olduğunun tespit edildiğini kaydedildi. 

0 66 views

CİHAN’da yer alan habere göre, Türkler evini süpürmeye yılda 125 saat ayırıyor. Türk tüketicisi ayrıca, enerji verimliliği ve çevreye duyarlılık konusunda da bilinçli. Kullandığı ürünleri satın alırken, bu özelliklerine dikkat ediyor.

Sağlık hizmeti, tüketici ürünleri ve aydınlatma alanlarındaki ürünleri ile tanınan Hollanda merkezli teknoloji şirketi Philips, Türkiye ’de elektrik süpürgesi kullanım alışkanlıklarını ortaya koymak üzere bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma için 12 ilde 18 yaş ve üzerinde olan, evdeki küçük ev aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici konumundaki kişilerle görüşüldü.

İlgi çekici veriler ortaya çıkaran araştırmaya göre, yer süpürmek tercih edilen ev işleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türk tüketicisi haftada ortalama 2,4 saatini elektrikli süpürge ile ev süpürmeye ayırıyor ve vasat 4,6 yılda bir süpürgesini yeniliyor. Elektrikli süpürge satın alırken emiş gücüne (yüzde 47), markasına (yüzde 31) ve fiyatına (yüzde 22) bakıyor. Kadınlar için emiş gücü, erkekler içinse marka önemli diyen tüketicilerden mevcut elektrikli süpürgesinin gücünü (watt) bilenlerin oranı yüzde 57.

Satın alma sırasında ak eşyadan (çamaşır makinesi, buzdolabı ve bulaşık makinesi; yüzde 78-80) sonra en çok elektrikli süpürgenin (yüzde 71) enerji tüketimine dikkat ediliyor.

TÜRKİYE ’DE YILDA 3,5 MİLYON SAYI ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE SATILIYOR

Araştırmada sektör ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Buna göre büyüklüğü 1 milyar TL olan pazarda yılda 3,5 milyon sayi elektrikli süpürge satışı gerçekleşiyor. 27 ’den fazla markanın yer aldığı pazar, ufakveyaminik konut aletleri pazarının yüzde 38 ’ini oluşturuyor. Süpürge üretiminde 43 yıllık deneyime sahip Philips, Türkiye pazarında cirosal bazda önder olarak konumlanıyor.

Çalışma, ERA Research&Consultancy tarafından, Türkiye A, B ve C1 SES kent nüfusunu temsil edecek şekilde tasarlandı. TÜİK ’in belirlediği NUTS1 (İstatistiki Bölge Birimi 1. düzey) düzeyinde seçilen 12 ilde 18 yaş ve üzeri kişiler arasında, evdeki ufakveyaminik ev aletlerinin alımı ile ilgili konularda karar verici ve evinde elektrik süpürgesi olan 416 kişi ile telefonla görüşme yöntemi kullanılarak yapıldı. Görüşmelerin yüzde 27 ’si erkekler, yüzde 73 ’ü ise kadınlar ile gerçekleştirildi. Araştırmanın saha uygulaması 21 Ağustos – 2 Eylül 2015 tarihleri arasında yapıldı.

YÜKSEK WATT’LI DAHA İYİ Mİ ÇEKER ?

Araştırmada, tüketicilerin bir yanlış algısı da yer aldı. Yüksek wattın, yüksek emiş gücü olarak algılandığı, oysa bunun yanlış bir algı olduğu vurgulandı. Bir ürünün yüksek watta sahip olmasının aslında onun yüksek temizlik performansı gösterdiği anlamına gelmediğine işaret edilerek, “Emiş gücünün yüksek olmasını sağlayan başlık ve filtreleme sistemleri gibi faktörler de bulunuyor.” denildi. Araştırmanın da bu durumu doğrular nitelikte olduğu, çünkü mevcutta sahip olunan süpürgelerin vasat 2000 Watt olduğunun tespit edildiğini kaydedildi. 

0 60 views

CİHAN’da yer alan habere göre Özgünel ’in 10 süper yiyecek listesinden şunlar var:

Elma: Antioksidan gücü vardır. C vitamini ve kalsiyum açısından zengindir. Bir dahaki sefere elma yerken süper sağlıklı bir besin yediğinizi unutmayın ve keyfini çıkarın.

Tatlı patates: Her evde bulunması gereken bir besindir. A vitamini açısından varlıklı olduğu için cildi gençleştirir, bağışıklık sistemini güçlendirir.

Havuç: Bu tür köklü sebzelerle bu kış çok güzel çorbalar yapabilirsiniz. Havuç tatlı bir besindir ve son derece sağlıklıdır. Ayrıca liflidir. Kışın etrafınızdaki herkes hastayken sizin sağlıklı kalmanızı sağlayacak yegane besindir.

Turp yaprağı: Turp çok fantastik ve lezzetli bir sebzedir. Peki yaprağının da yendiğini biliyor muysunuz. İçerdiği beta-karoten, C, E, B6, B9 vitaminleri ile kalsiyum açısından çok iyi bir sebzedir. Turp yapraklarının yaşlanmayı yavaşlatıcı etkisi de vardır.

Balkabağı: Balkabağı olmadan sağlıklı kış besinleri listesi olamaz. Her çeşit vitamin açısından zengin olmasının yanısıra özellikle A vitamini deposudur. Balkabağı çok sağlıklıdır ve kış ayları boyunca sizi soğuktan koruyacak her çeşit minerali barındırır.

Domates: Domates her ne kadar yaz mevsimi sebzesi ise de kışın sıcacık bir domates çorbasına kim hayır diyebilir. Bu nedenle önerimiz edebiyat hazırladığınız ve derin dondurucuya attığınız domatesleri kışın kullanmanız. Domates yürek hastalıkları riskini azaltır.

Pazı: Kemik sağlığı için faydalı olan K vitamini barındırır. Diyetinize çok faydalıdır, tüm vitaminler vardır.

Şalgam: C vitaminiyle dolu köklü bir bitkidir. Sadece kışın değil her mevsim yemeniz gereken bir besindir. Her çeşit kanser riskini azaltır ve nihayet derece lezzetlidir.

Brüksel lahanası: Bağışıklık sistemini güçlendirir. Demir, potasyum deposudur ve kemiklerinizin sağlığı için gerekli olan K vitamini bulundurur.

Nar: Çarşıdan aldınız bir tane eve geldiniz bin tane. Nar tüketen kişiler vücutlarının ihtiyacı olan tüm vitaminleri nardan aldıkları için bağışıklık sistemleri güçlenir, daha sağlıklı insanlar olurlar. 

0 48 views

Sözcü’de yer alan habere göre birçok cilt hastalığında kuru cildin önemli bir taşıyıcı olduğu biliniyor. Ayrıca yaşlılarda da yoğun olarak cilt kuruluğu gö­rülmektedir. Tüm bunların dışında birtakım hastalıklar da cildin kurumasına ve cilt kaşıntılarına yol açabilir.

Bunlar önemli…
Cilt yüzeyinde biriken kiri ve ter kalıntılarını arındırmak için düzenli olarak cilt temizliği yapmak önem taşıyor. Özellikle kuru ciltlerde gerginleştiren ve sıcak duş ve banyolardan kaçın­mak gerekiyor. Çünkü sıcak, cildin en önemli yapı taşlarmdan hidrolipid sistemini yok edebiliyor. Dolayısıyla kuru ciltlerde sadece hassas, sabun içermeyen temizlik ürünleri kullanmak gerekiyor.

UV ışınları cildi daha da fazla kurutacağından kuru ciltlerin güneş banyolarından kesinlikle kaçınmaları gerekiyor.

Cildi kurutan bakım ürünleri dışında çarşaflarda, çamaşırlarda ve giysilerde kalan deterjan artıkları da cildin tahriş olma­sına sebep olabilir. Bu yüzden çamaşırları mutlaka çok iyi durulamak gerekiyor.

Kuru ciltler, çevresel ve alkalik etkenlere diğer cilt tiplerinden daha hassas yaklaşır. Kuru cildin en belirgin özellikleri arasında parlamaması, acele kırışması, yağ ve nem açısından zayıf olması sayılabilir.

Soğuk, sıcak, rüzgar ve kuru hava dışında sık yapılan sıcak duşlar da ortalamanın üzerinde nem kaybet­mesine sebep olacağından cilt üst katmanının hassaslaşmasına neden olur. Cildin koruyucu filminin zarar görmesi de cilt kepeklenmesine yol açar. Yoğun kuruluk cildin vasat yüzde 30 ’lardaki su depolarını yüzde 10 oranında azaltır. Bu da cildin koruyucu mekanizmasının fonksiyonların bozar.

Kuru ciltler ne yapmalı?
Elma sirkesi, cildin durumunu önemli ölçüde düzeltiyor, özellikle melisa ya da papatyadan elde edilen ve cildin yağ üretimini destekleyen bitkisel ekstrelerdir.

İki çay kaşığı elma sirkesini bir bardak suyun içinde bir miktar kavun ya da avokado suyuyla karıştırın. Cildin koruyucu filminin güçlenmesi için banyo ya da masaj sırasında vücudunuza uygulayın. Bir sünger ya da banyo bezi yardımıyla tüm vücudunuzu suyla inceltilmiş elma sirkesiyle yıkayın.

0 56 views

Akşam’dan Şevval Özçelik’in yazısı…

Birkaç makyaj hilesiyle yüzünüzdeki bütün yaşlılık izlerini silebilirsiniz. Eğer 30 ’lu yaşlarınızı sürüyorsanız, ergenlikten bu yana makyaj stilinizin ne kadar değiştiğini fark etmişsinizdir. O yaşlarda sadece makyaj yapabilecek kadar büyüdüğümüzü ima eden açık pembe rujlarımız, şeftali tonlarında allıklarımız, 20 ’li yaşlarda yerini, bir film yıldızı görünümünü elde etme çabasının başkahramanı eye-liner ’a, koyu renk farlara ve şuh dudaklar yaratmada bire bir koyu kahve dudak kalemlerine bırakır.

30 ’lu yaşlarda ise, çaba daha güzel görünmekten çok, daha genç görünmek üzerine yoğunlaşır. İşte bu yaşlarda makyaj yapmak gerçekten büyük bir ustalık ister.

Ten; pürüzsüz ve diri

Makyajda fondötenin görevi makyajın zeminini oluşturmak ve hataları kamufle etmek… Ancak bu taze bir cilt için geçerli. 30 ’lu yaşlarda fondöten, sivilce, leke gibi hataları yok edebilir ancak özellikle mimikler dolayısıyla ortaya çıkacak çizgileri daha çok ortaya çıkarır. Bu nedenle fondöten kullanırken nihayet derece dikkatli olunmalı yoğun akıcı olmayan fondötenler yerine, ince likit fondötenler tercih edilmelidir. Böylece cilt hem rahatlıkla nefes alabilir, hem de fondötenin kalın dokusu kırışıkların arasına girerek daha da belirgin olmasını engellemiş olur. Daha ileri cilt deformasyonlarında ise, likit de olsa fondöten kullanmamak en iyisi. Renk seçiminde asla cildin doğal rengi dışına çıkılmamalı. Allık seçimine gelince. Mürdüm eriği, koyu kahve, sedefli pembe gibi renkler yerine, göz, saç ve ten renginize uygun olarak seçeceğiniz açık toprak tonlarıyla yüzünüzü gölgelendirip, canlılık kazanabilirsiniz.

Gözler yaşı ele verir

Yaşlılık belirtilerinin ilk fark edildiği bölge olan göz çevresi, bu yaşlarda daha özenli bir bakımı gerektiriyor. Özel bir geceye katılacaksanız, cover-stick ’in üzerine minik bir fırça yardımıyla süreceğiniz aleni renk far, yoğun ışıkta oluşması muhtemel gözaltı morluklarını kapatır. Daha sonra, göz kapağının tamamına sürülen aleni renk farla gözlerinizi aydınlatabilir. Son aşama maskara. Kirpiklerdeki topaklaşmayı engellemek için kirpiklerinize önce bir kat pudra sürün.

Ve dudaklar

Bu yaşlarda yine, canlı ve parlak renklerden, sedefli rujlardan kaçınmalısınız. Bunun yerine tercih edeceğiniz, doğal toprak tonlarıyla kullandığınız diğer renklere uyumlu olması şartıyla daha naturel bir görüntü elde edebilirsiniz. Ayrıca UVA ve UVB filtreli rujlarla, dudaklarınızın kurumasını ve nemli kalmasını sağlayabilirsiniz.

Şevval ÖZÇELİK /  www.sevvalozcelik.com 

0 52 views

Akşam’dan Şevval Özçelik’in yazısı..

Beni takip edenler bilirler her vakit en yeniyi sizlere haber tadında veriyorum. Bugün de sizlere yepyeni bir makyaj uygulamasından bahsedeceğim: Strobing. Makyaj trendlerinin hergün bir yenilikle ortaya çıkmasına alıştık.

Yapılan makyaj teknikleriyle şimdi cildimize ışık, Strobing ’le giriyor. Amacı yüzümüzün yüksek noktalarına sadece aydınlatıcı veya aydınlatma etkisi olan ürünler kullanarak içimizdeki ışığı artırıp, ışıl ışıl bir efekt ortaya çıkarmak olan Strobing, ışığı kullanarak yüzümüze derinlik ve boyut kazandırmayı amaçlıyor. Hepimizin bildiği kontür uygulamasının tam tersi bir uygulama. Gölgelerin gücünü bırakıp ışığı ortaya çıkarıyoruz. Üstelik bu yeni makyaj trendini yakalamak da çok kolay kendi kendinize uygulayabilirsiniz. (Elbette uzman ellerden çıkacak Strobiling sizin ışığınızı gerçek anlamda, tam olarak yansıtacaktır.) Strobing uygulamasını alacağınız kısa bir eğitimle kendi kendinize de uygulayabilirsiniz sandığınız gibi öyle bütçenizi zorlayacak fiyatlara da değil.

Şimdilik sadece konuyu takip eden ciddi makyaj sanatçılarının verdiği bu eğitimlerle profesyonel makyaj yapabilmenin keyfini çıkarabilirsiniz. Eğer kendi kendinize uygulamak isterseniz işte size birkaç ipucu. Sizde Strobing trendini yakalamak istiyorsanız ihtiyacınız olan tek bir ürün var; aydınlatıcı ya da yerine geçebilecek herhangi bir ürün. Sağlıklı, taze bir görünüm yakalamak istediğimiz için makyaj öncesi bol nemlendirilmiş bir cilt çok önemli. Günlük rutininizde kullandığınız fondöten, renkli nemlendirici, bb krem veya kapatıcıyı uyguladıktan sonra yüzümüzde güneşin vurduğu yüksek bölgelere aydınlatıcımızı bol bol uyguluyoruz.

– Göz pınarlarına
– Dudak üstüne
– Kaş altı/kaş kemiğine
– Elmacık kemiklerine
– Burun kemiğine ve ucuna
– Çeneye
– Sonrasında allık kullanabilirsiniz. Bu makyajda bir diğer önemli nokta ise göz makyajını oldukça minimal tutmanız.

Güzel yaşamak sanattır.

Şevval ÖZÇELİK /  www.sevvalozcelik.com 

0 47 views

Takvim’de yer alan habere göre yaş ilerledikçe ciltte sarkma ve gevşemeler olabiliyor. Teknoloji ilerledikçe bu sıkıntılara karşı farklı farklı çözümler sunuluyor. Ancak uzmanlar, servet harcamadan yüzü gerginleştirip gençleştirmenin formülünü veriyor.

İşte onlardan birkaçı:

Sabah kalktığınızda aynanın karşısına geçin ve 10 saniye boyunca abartılı şekilde gülümseyin, ardından dinlenin ve 5 kere tekrarlayın.

Yanaklarınızı balon şişirir gibi hava ile doldurun. Bu yöntemi de 10 saniye uygulayın, rahatlayın ve beş kere tekrarlayın.

Avokado cildi sıkılaştırır ve nemlendirir. Yarım avokadonun içini alın ve iki aş kaşığı bal ile iyice karıştırın. Bu kremi yanaklarınıza 15 dakika boyunca uygulayın. Bunu uyumadan önce yapmak en iyisi. Bunu 15 dakika uyguladıktan sonra durulayın.

Sade yoğurdu aloe vera ile karıştırarak sıkılaştırma kremi yapabilirsiniz. 4 yemek kaşığı sade yoğurt ile iki aş kaşığı aloe vera jelini bir kapta karıştırın. Bir fırça ile yüze uygulayıp 20 dakika bekletin. Bunu her gün uyguladığınızda ciltteki sarkmalara ne kadar iyi geldiğini göreceksiniz.

0 47 views

Akşam’dan Dilek Akyol’un haberi…

“Sıfır göbek olur mu?” demeyin. Yiyeceklerinizi doğru seçtiğinizde karın içinde ve bel çevresindeki yağlanmayı durdurmak hiç de imkânsız değil. Peki, doğru yiyecek kombinasoyonlarını nasıl yapacağız? Ünlü diyetisyen Selahattin Dönmez, işin sırrını açıkladı…

YAĞLARI NASIL YAKACAĞIZ?

Yediğiniz yiyecekler birbirleriyle etkileşerek sindirilirler. Sindirim sırasında meydana gelen bu etkileşim eğer doğru yiyecekleri seçerseniz yağ hücrelerinin sentezini durdurarak biriken yağ depoların da erimesini sağlar. Bu fizyolojik olayın vücutta etkin olabilmesi için doğru besin kombinasyonunun yeterli miktarda yenilmesi gerekir. Unutmayın besinler sadece yemek ve lezzetinden faydalanmak için değil vücudun sağlık performansını desteklemek için de tasarlanmıştır. Belirli yiyecek kombinasyonlarının yağları yakma konusundaki katkısı, American Journal of Clinical Nutrition dergisinin Haziran 2015 sayısında yayımladığı makalede oldukça etkileyici biçimde yer almıştı. Yemek düzeninde porsiyon kontrolü ve sağlıklı yiyecek seçiminin yanı dizi yiyecekleri hazırlarken yapılan farklı kombinasyonların vücutta hızlı zayıflama mekanizmalarını sağlığı koruyacak şekilde etkilediği artık bir gerçek. İşte araştırma sonuçlarına göre beslenmede hızlı kilo verdirip sıfır karına sahip olarak incecik kalmanızı sağlayacak sağlıklı yiyecek kombinasyonları ve nedenleri …

Yatmadan önce elma sirkesi, ılık su ve zeytinyağı

Elma sirkesi dediğimiz şey aslında içinde vitamin ve mineral de bulunan asitli sudur. Buna biz beslenme biliminde asetik asit deriz. Sirke, şekerin kontrolüne yardımcıdır ve yatarken alınan iki kaşık elma sirkesinin ertesi sabahki açlık şekerini yüzde 4-6 oranında düşürdüğü görülmüştür. Sirke çok iyi bir yağ yakıcıdır. Çünkü doygunluğu artırıp insüline ihtiyacı azaltır. Bu nedenle salata, çorba veya suyla karıştırarak günde maksimum 1 aş kaşığı sirke tüketmek zayıflamaya yardımcı olur. Gece yatmadan önce 1 yemek kaşığı elma sirkesini ılık su ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağıyla karıştırıp içerseniz karın içindeki yağları dahi eritebilirsiniz.

Kahvaltıda yulaf, yoğurt ve tarçın

Yaklaşık 2-3 aş kaşığı yulaf, 2 gram kadar diyet lifi içermektedir. Yağsız yoğurt ya da süt ve toz tarçın ekleyerek yediğinizde, kolesterol sorununa elveda diyeceğiniz gibi bel bölgesindeki yağların erimesinde de birebir etkili bir yiyecek kombinasyonu yapmış olursunuz. Bu sağlıklı yulaflı karışımı ister kahvaltıda isterseniz herhangi bir ara öğünde yiyebilirsiniz.

Her gün taze elma ve kuru karanfil

Vücutta depolanacak yağlara muharebe açmak istiyorsanız elma aş çok etkili. Günde 1 porsiyon taze elma yaklaşık 2 ufakveyaminik boy elma demektir. Kuru karanfili havanda dövün ve elma dilimlerinin üzerine serpiştirin. Elmadaki antioksidanlar sayesinde belde biriken yağların depolanmasını önleyin. Kuru karanfilin ise yediklerinizin kalori olarak hızla yakılmasında etkili olduğunu hatırlatalım.

Öğünlerden önce 1 kâse çorba ve kimyon

Kilo kontrol merkezlerinde yapılan araştırmalar çorbanın zayıflamada en etkili yere sahip olduğunu açıkça göstermektedir. 10 haftalık zayıflama programı uygulayan kilolu kişilerin haftalık tartı periyotları süresince, öğünlerden önce düzenli çorba içenlerin içmeyenlere nazaran yüzde 20 daha fazla kilo kaybettiği görülmüştür. Kimyonla lezzetlendireceğiniz çorbalar kimyondaki antioksidanlar sayesinde yağ yakımını da arttıracaktır.

Haftada 3 kere akşam yemeğinde tavuk ve ufakveyaminik acı biber

Tavuk sadece yüksek proteini sayesinde doyuma destek vermez. Daha az yemenizi sağlayan bir etkisi de bulunur. Acı al biberi tavuk yemeklerinin yanında yediğinizde yağ yakımı oldukça yüksek olur. Acı biberin özellikle içindeki sarı pullarında bulunan kapsaisin adlı madde yağ yakımının hızlanmasını sağlar. Günde ne kadar çok kapsaisini tavuk veya hindi gibi beyaz etlerle beraber tüketirseniz o kadar çok yağ yakarsınız. Tavukları düdüklüde derisiz bir şekilde mevsim sebzeleriyle haşlayın. Söğüş dilimler halinde doğrayın bir tabağa dizin. Ayrı bir yerde acı biber ve domatesleri ince doğrayıp sarımsak,  az zeytinyağıyla sos şeklinde pişirin ve tavukların üzerine dökerek servis edin. 

Günde 4 fincan şekersiz, sütsüz kahve ve tarçın 

Tarçın aroması süper olan bir baharat olmasının yanında bolca antioksidan içermesi nedeniyle araştırmalarda bel bölgesindeki yağların azalmasında da etkili olduğunu göstermiştir.

Kahve ise içerdiği kafein nedeniyle iştah baskılayıcı olup tarçınla beraber tüketildiğinde zayıflamayı da hızlandırma etkisi artmaktadır. Kahvenizi bir fincana koyun ve içine 1 dal tarçın atıp aromanın kahveye geçmesini bekleyin. Acıktığınızda günde 4 fincan kadar tarçınlı kahvenizi içerek hem tok kalın hem de bel bölgesindeki yağlarınızdan hızla kurtulun.

Haftada 2 kez semizotuyla yumurta

Yüksek miktarda A vitaminine sahip olan semizotu haşlanmış yumurtayla servis edildiğinde vücudun kalori yakma kapasitesini yükseltir ve hızlı kilo kaybına sebep olur. Semizotunu büyük bir kâseye alın ve üzerine bol taze nane, dereotu, domates ve az sumak ekleyerek harmanlayın. 1 adet yumurtayı haşlayıp ince dilimlere bölün ve salatanın üzerine serpiştirin. Böylece hem tok kalacak hem de bu iki sihirli yiyeceğin zayıflatma etkisiyle hızla kilo kaybederek formunuza kolayca ulaşma şansını yakalayacaksınız.

Haftada 1 kere öğlen yemeğinde taze barbunya ve dereotu

Sebzeler içinde yüksek bitkisel proteine sahip olan taze barbunyayı zamanında bolca alıp derin dondurucunuza koymanızı tavsiye ederim. Taze barbunyadaki oligosakkaritler metabolizmanın hızlanmasında çok etkili. Haşlanmış taze barbunyayı çok az zeytinyağıyla marine edin ve üzerine bolca dereotu serpiştirip yiyin. Dereotunun, içerdiği kalsiyum, B vitaminleri ve kaemferol sayesinde metabolizmayı da canlandırıcı etkisi vardır. Taze barbunyayı haşlayın bir tabağa koyun. Üzerine çok az limon sıkıp biraz zeytinyağı ekleyerek taze barbunyayı harmanlayın.

Dereotunu ince kıyıp ekleyerek servis edin. Bu leziz sağlıklı kombinasyonun bir tabağının kalorisi 120. 

Haftada 2 kere öğlen yemeğinde ton balığı ve zencefil

Zencefil midede gastrik boşalmayı hızlandıran ve şişkinliği azaltan özel kök baharattır. Zayıflamadaki en önemli etkisiyse, zencefildeki bitki hücrelerinin insan vücudundaki enzim ve genleri etkileyerek inflamasyonu azaltıp hücre içinde yağ sentezini baskılayabilme özelliğinin bulunmasıdır. Ton balığı da aynen somon gibi yüksek dozda omega 3 yağ asidinin bir formu olan DHA ’yı bolca içerir. DHA midede yağ bağlayıcı genlerin çalışmasını engelleyerek bel bölgesindeki yağlanmanın da azalmasını sağlar.

Dolayısıyla ton balığının yanında taze zencefil tüketmek bel bölgesindeki yağ hücrelerinin artmasını engeller.   

6 gün içinde 1 tabak ıspanak ve avokado

Avokado tekli doymamış yağ asidi olan oleik asidin en iyi kaynaklarından biridir. Bu yağ asidi kanda kolesterolün düşmesinde etkilidir. Ancak avokadonun en güzel özelliği açlığın bastırılmasında sihirli etki göstermesidir. Açlığın geçiştirilmesini E ve B vitaminlerinden varlıklı yapısı sayesinde sağlamaktadır. Ispanak ise bol lif içermesinden dolayı midede tokluğun artmasında destekleyici etkiye sahiptir. Araştırmalar ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeleri bolca tüketenlerin yağsız doku kitlesi dediğimiz kaslarının daha fazla belirginleştiğini göstermiştir. Ispanakları temizleyin ve yapraklarını bir kaseye koyun. İçine çeri ya da kokteyl domateslerden dilimleyin ve üzerine küpler halinde avokadoyla servis edin.

Bu tabağınızın kalorisi en fazla 150 kalori olacaktır.  

0 53 views

Yeni Asır’da yer alan habere göre cinselliğin kadın içinde erkek içinde aynı öneme sahip olduğunu ifade eden Dr. Üney, “Buna rağmen sanki cinsellik sadece erkeklerin haz aldığı bir alanmış gibi bir algı yaratılmıştır. Cinsellikle ilgili neredeyse tüm uyaranlar erkeklere yöneliktir. Kadınların cinselliğe bakış açısında bazı farklılıklar vardır. Kadınlar cinsel sorunlarını ifade etmekten, bu sorunlar için hekime gitmekten daha fazla çekinirler.

Örneğin bir kısım ilaç cinsel isteksizlik yaptığı halde, kadınlar bu sorunu hekimlerine iletmekte (utanmalarından dolayı) zorlanmaktadırlar. Eşleriyle cinsellik konusunda da konuşmaktan kaçınmaktadırlar. Cinsellikte eksik ve yanlış bilgiler de kadınların bu konuda konuşmalarını engellemektedir.” dedi.

Ülkemizde cinselliğin konuşulmaktan kaçınılan bir konu olduğunu belirten Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, şöyle konuştu: “Özellikle eşler arasında cinsellik neredeyse hiç konuşulmamaktadır. Bu durum sorunların ortaya konulmasını da çözümü de engellemektedir. Kadınları cinsellikten soğutan ve uzaklaştıran nedenler: Eşle ilgili duygusal sorunlar, eşle tartışmalar ve ilişki sorunları. Günlük stresler, yoğun ve sıkıcı çalışma temposu. Kadının kullandığı ilaçlar (Antidepresanlar, tansiyon ilaçları, alerji ilaçları, doğum kontrol ilaçları). Kadının, cinsel isteklerini eşiyle konuşmaması.

Hamilelik. Kadında uyarılma bozukluğu, orgazm bozukluğu, vajinusmus gibi cinsel işlev bozuklukları. Cinsel birleşme öncesi sevişme süresinin kısa olması. Yeterince uyarılamama. Orgazm olamama. İlişkide tekdüzelik. Erken boşalma, sertleşme problemleri gibi erkeğe ait sorunlar. Depresyon. Sigara, alkol ve uykusuzluk gibi sorunlar. Eşini istememe. Eşin temizliğe önem vermemesi. Çocukla ya da bebekle aynı odada yatma. Cinsellikle ilgili yanlış bilgiler. Cinselliğin kendisi tarafından başlatılmasının yanlış anlaşılabileceği korkusu. Aldatılma.”

0 51 views

Sözcü’nün haberine göre mutlu bir ailede olup, olmamanız, işinizdeki stresin yükü gibi etkenler de etkili. Ama en önemlisi beslenme ve kendinize nasıl baktığınızla ilgili. Cildinize iyi bakıyorsanız emin olun kendinizi iyi de hissediyorsunuz.

Cildinize iyi bakmanın, ihtiyacı olanı vermenin bitkisel ve masrafsız yollarından haberdarsanız size bir önerimiz var. Her türlü cilt tipine uygun olan bu karışım sadece iyi bakmakla kalmıyor yanı sıra zamanı geri döndürüyor…

Malzemeler ve hazırlanışı;

Buğday tohumu yağı ve kayısı yağını birer çay kaşığı olmak suretiyle bir kaba koyun. Bu karışımdan 5-6 damla bir pamuğa dökün ve göz altında 10 dakika bekletin. Yağın gözünüze kaçmamasına dikkat edin. Pamuk yerine serçe parmağınızın ucunu bu karışıma batırarak  gözaltına dairesel hareketlerle masaj yapabilirsiniz.

0 51 views

Akşam’dan Istek Akyol’un haberine göre ekranların sevilen programı “Dr. Feridun Kunak Show”da her sabah pek çok pratik ve faydalı bilgiyi izleyicisiyle paylaşan Dr. Feridun Kunak, kış aylarında direncimizi nasıl koruyacağımızı anlattı ve evde hazırlayabileceğiniz doğal kür tarifleri verdi.

BUNLARI YAPIN HASTA OLMAYIN!..

1-TAZE SEBZE VE MEYVE TÜKETİN;
Bu gruptaki gıdalar vücut için gereken kalsiyum, demir, magnezyum ve  diğer bazı minerallerin, A, B, C, E folik asit gibi vitaminlerin kaynağıdır. Özellikle elma, armut, nar, turp, lahana, karnabahar. turunçgiller, yeşilbiber, maydanoz gibi besinleri tüketmek bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirir. Kışın güneşten fazla faydalanamadığımız için bağışıklık sistemimizi ayakta tutan D vitaminini gıdalarla karşılamamız gerekir. Bu nedenle süt ve süt ürünleri, balık, yumurta ve patates gibi gıdalar mutlaka sofralarımızda bulunmalı.

2-BOL BOL SU İÇİN;
Bol su tüketimi vücudumuzun sıvı ihtiyacının ve ısı dengesi için önemli. Ayrıca suyla vücudumuzdan virüslerin ve toksinlerin atılımını sağlayabiliriz. Günde en az 8 bardak su tüketilmesi gerekir.

3-UYKUNUZA DİKKAT EDİN
Siz uyurken binlerce hormon arı gibi çalışarak vücudumuzun bakım,onarım işlemlerini yapar. 8 saat uyku uyumak bağışıklık sistemi için çok önemlidir.

4-DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN
Düzenli egzersiz yapan kişinin yaşam enerjisini yükseltir. Daha zinde hissederiz. Ayrıca vücudun kas gücü ve bedensel esnekliğini artırır. Kan dolaşımı da hızlandığı için hastalıklara karşı daha dirençli olmamızı sağlar.

5-KEFİR VE YOĞURT YİYİN
Yoğurt ve kefirin içindeki faydalı bakteriler, bağışıklık sistemimizi güçlendirir, hastalıklardan korur.

6-BULUNDUĞUNUZ ORTAMI HAVALANDIRIN
Kapalı ortamda aynı havayı solumak virüslere yakalanma riskini arttırır. Bulunduğumuz ortamı mutlaka havalandırmamız gerekir.

7-ELLERİNİZİ SIK SIK YIKAYIN
Virüslerin çoğu temas yoluyla bulaştığı için ellerimizin temizliğine dikkat etmeliyiz. Ayrıca hapşırırken ağzımızı peçeteyle kapatıp peçeteyi atarak virüslerden korunmuş oluruz.

8-GRİP AŞISI YAPTIRIN
Bağışıklık sistemi cılız olanların grip aşısı yaptırması gerekmektedir.

9-STRESTEN UZAK DURUN
Stres vücut drencini azaltarak hastalıklarla mücadele etmemizi zorlaştıracağı için stresten
uzak durmak önemli.

10-ALKOL VE SİGARA KULLANMAYIN
Alkol ve sigara da vücut drencimizi azaltır.Ayrıca sigara dumanındaki virüslü damlacıklar havada asılı kalarak hasta olmamıza sebep olabilir.

11-İSTİRAHAT EDİN
Hastalıklarla mücadelede en önemli faktörlerden biri istirahat etmektir.

12-CEP TELEFONLARI MİKROP YUVASI
Sık kullandığımız bilgisayarlar, kumandalar ve cep telefonlarımızla temizliği çok önemli.

13-HAVLULARINIZI AYIRIN
Evde herkesin ayrı havlu kullanması mikropların yayılımını önlemenin bir diğer yoludur. Havlularımızın özellikle kuru tutulmasına özen göstermeliyiz.Aksi taktirde mikropların üremesine ortam hazırlamış oluruz.

ANTİBİYOTİK ETKİLİ BİTKİLER

– Karabaş otu
– Meyan kökü
– Adaçayı
– Arısütü,bal,polen (propolis)
– Soğan
– Sarımsak
– Karaturp
– Zencefil
– Zerdeçal
– Kimyon
– Karabiber
– Sumak

Evde hazırlayabileceğiniz doğal kürler

Soğuk Algınlığı&Grip Kürü -1

MALZEMELER
Yarım limon
1 sayı ayvanın kabuğu ve çekirdekleri
Rendelenmiş zencefil (ceviz büyüklüğünde)
1 litre su

YAPILIŞI
Malzemeler 5 dakika kaynatılır 5 dakika demlenir ardından süzülür.
KULLANIMI: Sabah öğle akşam bir bardak içilir. Şeker hastası olmayanlar kürün içine bir tatlı kaşığı bal ilave edebilirler.

Soğuk Algınlığı&Grip Kürü -2

MALZEMELER
4 bardak su
Yarim nar kabuğu
1 sayı ayva çekirdeği
1 sayı ayva kabuğu
Yarim ayva (küp küp doğranmiş)
1 limon kabuğu
1 limon suyu
2 çorba kaşığı nane
(kuru veya yaş)
2 çorba kaşığı
rendelenmiş taze zencefil
5 adet karanfil

YAPILIŞI
Malzemeler 15 dakika kaynatılır 15 dakika demlenir ardından süzülür.

KULLANIMI: Sabah öğle akşam bir bardak içilir. Şeker hastası olmayanlar bir bardak karışıma bir tatlı kaşığı bal ilave edebilirler. Karışımın fazlası buzdolabının kapağında muhafaza edilebilir.

Soğuk Algınlığı&Grip Kürü -3

MALZEMELER
1 orta boy kuru soğan (küp küp doğranmiş)
4 diş sarımsak (küp küp doğranmış)
4 yemek kaşığı bal (şeker hastalari 4 aş kaşiği yoğurt)
1 limon suyu
1 tatli kaşığı tarçın
1 tatli kaşığı zencefil
1 fincan keçiboynuzu pekmezi (tatlandırmak için)

HAZIRLANIŞI
Soğan ve sarımsak cam kavanozun içine doğranır. Üzerine bal ilave edilip 12 saat kadar beklenir. Şeker hastası olanlar 4 aş kaşığı yoğurt ilave edebilirler. Daha sonra süzülür ve suyuna limon suyu, tarçın, zencefil ve tatlandırmak için keçiboynuzu pekmezi eklenir.
Çocuklar için zencefil ilave edilmeyebilir.
-1-5 yaş: 1 çay kaşığı
-5-16 yaş: tatlı kaşığı
-16 ve büyükler: bir çorba kaşığı

Soğuk Algınlığı&Grip Kürü -4

MALZEMELER
6 sayı keçiboynuzu
6 bardak su

HAZIRLANIŞI
Keçiboynuzuna su ilave edip 15 dakika kaynatıp 15 dakika demlenir.

KULLANIMI: Sabah öğle akşam tok karnına birer bardak içilir. İçerken isteğe göre limon suyu ekleyebilirsiniz.

0 54 views

Takvim’de yer alan habere göre sorunsuz bir yaşam için bilinen bazı doğrular yanlışları doğurabiliyor. Garip ama şaşırtan gerçekler ise sağlıklı yaşamın temelini oluşturuyor. Düzenli beslenme, sağlıklı olmanın yanı dizi, hastalıklara karşı da kalkan olduğunu belirten uzmanlar ilginç ancak gerçek olan şu önerilerde bulunuyor…

YEMEKTEN SONRA DİŞLERİ FIRÇALAMAYIN!

Özellikle asitli bir şeyler yiyip içtikten sonra dişlerinizi fırçalamayın. Asitli yiyecek ve içecekler diş minesini yumuşatır ve dişlerinizi fırçaladığınızda asidin yıpratıcı etkilerini güçlendirirsiniz. Yemeklerden sonra 30 ile 60 dakika arasında bir süre bekleyerek dişlerinizi yıpranmaktan kurtarabilirsiniz.

AĞIRLIK KALDIR, DAHA UFAKVEYAMINIK BEDEN GİY!

65 kilo ağırlığındaki 2 kadından ağırlık çalışan kadın daha ufakveyaminik beden kıyafetler giyer. Bunun nedeni, yağların ve kasların aynı ağırlıkta olmasına rağmen kasların daha az yer kaplamasıdır.

DİNLENMEK İÇİN UYKU MOLALARI VERİYORSANIZ KAHVE İÇİN!

Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre 200mg kafein tükettikten sonra 20 dakikalık kısa bir uyku çekmek kesinlikle daha zinde olmanızı sağlıyor.

DAHA AZ AŞ İÇİN DAHA ÇOK YEMEK!

Acıktığınızda 100 kalorilik bir atıştırmalık bisküvi paketine yönelmek daha iyi bir düşünceyadaide gibi görünse de sonrasında daha çok acıkıyorsunuz. Eğer ara öğün ve atıştırmalıklarınızda fıstık ezmesi, peynir dilimleri ve elma gibi protein ağırlıklı bir besin tercih ederseniz daha çabuk doyar ve uzun süre açlık hissetmezsiniz.

YORULDUĞUNUZDA ENERJİ İÇECEKLERİNDEN UZAK DURUN!

Enerji içecekleri kahvenin 5 katı daha fazla kafein içeriyor. Fakat yarattıkları etki oldukça kısa sürüyor. Ayrıca enerji içecekleri; yürek atışlarını hızlandırmak, sinir, huzursuzluk gibi fena yan etkilere sahip. Bu içecekler kan şekerinizi hızlıca yükseltir ve yine hızlıca düşürür ve yorgunluğa karşı pek yarar etmezler.

TAMAMEN KARANLIK BİR ORTAMDA UYUYUN

Geceleri beynimiz vücudumuzu bir revizyondan geçiriyor ve içeride neler olup bittiğine bakıyor. Bunu sağlayan hormonlar karanlık bir odada çok daha aktif ve etkili çalışabiliyor. Ayrıca aydınlık bir odada uyuyanların sabah kahvaltılarını daha farklı yaptığı ve obeziteye daha yatkın olduğu gözlemleniyor.

HASTALIKLARI ÖNLEMEK İÇİN ANTİBAKTERİYEL SABUNLAR KULLANMAYIN!

Üzerinde anti-bakteriyel yazan sıvı sabunlardan kullandığınızda hastalık riskinizi azaltmış olmuyorsunuz. Dahası, bu ürünlerdeki triklosan gibi bazı maddelere uzun süre maruz kalmak hormonal dengesizlik ve bakteri direnci gibi sağlık risklerini doğurabiliyor.

ŞİŞKİNLİK HİSSİNE KARŞI SU İÇİN!

Yüksek lif içeren bir diyet programı uyguluyorsanız, vücudunuz daha etkili çalışabilmek için suya gereksinim duyar. Suda çözünebilen liflerle karışan su, jel benzeri bir madde oluşturur. Bu jel kıvamlı sıvı bağırsak hareketlerini etkiler ve şişkinlik belirtilerini giderir.

SERİNLEMEK İSTEYENE SICAK İÇECEKLER

Yapılan araştırmalar, sıcak içecek tüketildiğinde vücudunuzun ısı değişikliğini algıladığını ve ter üretimini arttırdığını ortaya koyuyor. Teriniz cildinizin üzerinden buharlaştığında ise doğal olarak
serinlemiş oluyorsunuz.

0 52 views

CİHAN’da yer alan habere göre stres ile beraber migren şikâyetlerinde de artış gözlendiğini söyleyen Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Lider Taylan Çifçi, uzun ilaç tedavileri ve çeşitli yöntemlere rağmen kalıcı tedavisi olmayan migren rahatsızlığının kişinin kendi bedenin iyileştirme gücü sayesinde kalıcı olarak tedavi edilebildiğini açıkladı.

Ansızın gelen ve hayatı dayanılmaz kılan, yaşam kalitesini derinden etkileyen migren ağrıları kalıcı olarak vücut tarafından tedavi ediliyor. Baş ağrısının migrenin belirtilerinden yalnızca biri olduğunu vurgulayan Çiftçi, hastalık belirtilerini şöyle anlattı: “Migren ağrısı ataklar hâlinde görülür ve 2-3 saatten 3 güne kadar devam edebilir. En malum belirtilerinden biri tek taraflı, yoğun ve zonklayıcı tarzda bir baş ağrısıdır. Baş ağrısına bulantının veya kusmanın eşlik etmesi, ışığa ve sese duyarlılığın artması, zonklayıcı, nabız gibi atan ağrı, ağrının asıl olarak tek taraflı olması, ağrının hareketle artması gibi belirtiler de migrene işaret eder. Migrenli kişi boyun ve omuzlarda sertleşme, el ve ayaklarda karıncalanma, konsantrasyon güçlüğü, konuşma güçlüğü ve nadir olarak da felç durumu veya şuur kaybı ile karşılaşabilir. Durum böyle olunca migreni olan kişi günlük faaliyetlerini gerçekleştirmekte güçlükler yaşar. Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, atak geçiren kişiler, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da migreni olan kişiyi günlük yaşamından alıkoyar.”

ENJEKSİYON İLE MİGREN TEDAVİSİ MÜMKÜN

Migren hastalarında atakların sıklığı ve ağrının şiddetinin enjeksiyon tedavisi ile azaltılıp kontrol altına alınabildiğini aktaran Çiftçi, “Enjeksiyon uygulaması; prolifrean madde enjeksiyonunun gerçekleştirilmesiyle baş-boyun bölgesinde yer alan kronik hasarlı bağ dokusu elemanlarının kalıcı olarak tedavi edilmesidir. Kas-iskelet sistemi ve eklemlerdeki dejenerasyonun tedavisi ile seanslar ilerledikçe migren ağrısı çeken kişinin atak sıklığının ve ağrı şiddetinin giderek azaldığı ve hedef seans sayısına ulaşıldığında ağrının tamamen kaybolduğu görülmektedir.” dedi.

Stresi azaltmanın, düzenli egzersiz yapmanın ve düzenli uyumanın migren şikâyetlerinin gerilemesini sağlayacağını belirten Çiftçi, öğünleri düzenli yemenin, bol bol yürüyüş yapmanın, kısa süreli ılık duşlar almanın ağrıların azalmasına faydalı olacağını söyledi.

0 52 views

Takvim’de yer alan habere göre uzmanlar, 10- 15 yaş daha genç görünmeyi sağlayacak doğal güzellik iksiri tarifi veriyor.

İşte o kür: “1 büyük diş sarımsak ve 1 soyulmuş, 1 soyulmamış limonu mikserden geçirin. Karışıma 200 ml. bal ve 100 ml. keten tohumu ekleyin. Karıştırmaya devam edin. Buzdolabında sakladığınız karışımı günde 3 kez yemeklerden yarım saat önce 1 çorba kaşığı tüketin.”

0 54 views

Akşam’dan Hilal Koral’ın haberine göre stres, hormonal bozukluklar, madde bağımlılıkları, kötü beslenme, bazı hastalıklar da cildin yaşlanmasını hızlandırır.

Araştırmalara göre yaşlanmaya bağlı etkilerin yüzde 20’si genetik ve içsel faktörlerle, yüzde 80’ni de çevresel zararlarla oluşur.

Genç hücreler

Çevresel yaşlanmaya sebep olan faktörleri ortadan kaldırıp etkilerini azaltabilirsek cilt yaşlanmasını da azaltmış oluruz. Yaşlanma cildimizin doğal bir sürecidir. Cildimizin üst katmanındaki hücrelerde bir döngü vardır. Üstteki eskiyen, kuruyan hücreler dökülür alttan daha taze ve genç hücreler gelir ve bu döngü normalde ayda bir tamamlanır. Yaşlanmayla bu döngü yavaşlar, cilt daha nemsiz ve pürüzlü olur. Bu tabakanın altındaki orta deride normalde yoğun miktarda kollojen ve elastik lifler ve hyalüranik asit bulunur. Bu maddeler cildin elastikiyetinden neminden ve gerginliğinden sorumludur. Bu maddelerin yapımında azalma ve yapısında bozulma sonucu cilt sarkar, ince kırışıklıklar ve çizgiler oluşur.

Alındaki çizgiler

Cildin daha altında ise yağ dokusu ve yağ yastıkçıkları vardır. Bu yağ dokularında yaşla beraber oluşan azalmalar cildin dolgun ve gergin görüntüsünün kaybolmasına sebep olur. Bu durum yanaklar ve dudaklarda daha belirgin olarak gözlenir. 25 yaşından itibaren orta derideki kollojen ve elastin miktarı azalmaya başlar. 30 ’lu yaşlarda kaşlarda düşüklük başlar, alın ve göz çevresinde çizgiler belirginleşir. 40 ’lı yaşlarda ilave olarak yanak ve çene kenarlarında sarkmalar başlar ve kırışıklıklar derinleşir. Ciltteki kuruluk artar, gözenekler genişler kılcal damarlar ve lekeler belirginleşir. 50 ’li yaşlarda artık bu bulgulardaki artışa ilaveten kemik yapıda da bozulma başlar.

Gün boyu nemlendirici şart

Cildimizde iki tip kırışıklık görülür. Dinamik ve statik kırışıklıklar. Dinamik kırışıklıklar mimik çizgileri diye de bilinir ve kaş çatma ve gülme sırasında oluşur. Zamanla üstteki cildin yaşlanmasıyla kalıcı hale gelir. Bu çizgilerin kalıcı hale gelmesi erken dönemde botox uygulamasıyla önlenebilir. Statik kırışıklıklar ise yüzünüz hareketsizken de görünen çizgilerdir. Bu çizgileri ameliyatsız cilt germe ve gençleştirme yöntemleriyle düzeltmek mümkün olabilir. Öncelikle çevresel önlenebilir cilt yaşlandıran faktörleri ortadan kaldırmalıyız. Bunun için yaz kış güneş koruyucu kullanmalıyız. Sigara içmemeliyiz. Alkol ve madde bağımlılığından uzak durmalı, kirli havanın bulunduğu yerlerde bulunmamalıyız. Düzenli beslenmeli, bol su içmeli, stresten uzak durmalı ve uykumuzu iyi almalıyız.

Açık havada yürüyüş yapmalıyız. Cildimizi temizlemeli, sabah akşam nemlendirici sürmeliyiz. Ayrıca uzman desteği almalıyız.

0 51 views

Akşam’dan Şevval Özçelik’in yazısı..

Ciltlerimizi problemli hale biz getirmeyelim

Cilt problemlerimiz aslında sandığınız kadar önemli olmayabilir. Cildimizi tanımak onu keşfetmek gerekir. Bu sayede güzellik ve kişisel bakım uzmanından destek alırken sorularına verdiğimiz cevaplarımızla daha bilinçli olabiliriz.

Kendimizi tanımanın yolu malumat dağarcığımızın genişlemesi ile olacaktır ben size temel bilgileri vermek istiyorum elbette bu işe gönlünü vermiş eğitimini almış günde onlarca kez cilt analizi ve bakımı yapan bir güzellik uzmanı olmayacaksınız bu yazıyı okuyunca.

Gelelim ilk bilgilerimize…

Kimimizin cildi kurudur, bazılarımızın yağlı, büyük çoğunluğumuzun karmadır. Tabii bu sıfatlar alnımızda yazmaz. Ayrıca bu cilt tipleri her vakit tek bir özellik içinde sınırlı kalmaz. Biz bunları zorunlu olarak böyle sınıflasak da, gerçek hayatta biraz daha karmaşık, anlaşılması daha güç ciltlerle karşılaşırız. Cildimize bakmak, korumak, geliştirebilmek için onu iyi tanımalıyız. Kaliteli cilt bakım ürünleri hiç de ucuz değildir. Bu bizim zaafımız, hepimiz razı geliyoruz. Her birimiz kendi gücümüz oranında ciddi bir bütçeyi bu ürünlere ayırıyoruz. Ama doğru seçim yapmamışsak, pek yararını göremiyoruz. Üstelik faydası bir yana, bize zararlı bile olabiliyor.

Cildimizin güzelleşmesini beklerken, yepyeni sorunlarla karşılaşmamıza yol açabiliyorlar. Cilt tipimiz genellikle kalıtsaldır. Buna rağmen zamanla değişebilir. Güneş, çevre kirliliği, kapalı mekânlarda yaşamak, kaloriferlerin havayı kurutması, sağlıksız beslenme, yanlış sabunlar, kalitesiz veya yanlış bakım ve makyaj ürünleri, en güzel, en normal cildin bile bozulmasına yol açabilir. Günlük bakım ürünlerinizi ve makyaj malzemelerinizi seçerken dikkatli olun. Cildin değişkenliğini ve hassasiyetini dikkate alan kaliteli ürünler almalısınız.

Şevval ÖZÇELİK /  www.sevvalozcelik.com 

MAGAZIN

MEDYA