CLOSE
Sağlık

0 81 views

ANKARA – Yeşim Sert Karaaslan

Saçların erken yaşta beyazlamasının, erken yaşta sigara içenlerde görülebildiği, bunun yanı sıra özellikle kalp damar hastalıklarına yatkınlığın ve kemiklerde zafiyetin göstergesi olabileceği de belirtildi.

Türk Dermatoloji Derneği üyesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hatice Erdi Şanlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, saç sağlığının bozulmasının ve erken aklaşmanın, vücuttaki farklı hastalıkların belirtisi olabileceğini söyledi.

Saç beyazlamasının, yaş ve genetik faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan kıl folliküllerindeki melanosit kök hücre kaybıyla ilgili doğal bir süreç olarak tanımlandığını ifade eden Şanlı, bu durumun genelikle her geçen gün ilerleyerek arttığını ve kalıcı olduğunu vurguladı.

Şanlı, saçlarda beyazlama ile bazen çok erken yaşlarda, hatta çocukluk çağında bile karşılaşılabildiğine dikkati çekerek, bunun “erken beyazlanma” ve “prematür beyazlanma” diye isimlendirildiğini anlattı.

Ağarmanın kronolojik yaş, ırk ve cinsle yakından ilgili olduğuna işaret eden Şanlı, “Genellikle beyaz ırkta 30’lu yaşlarda, siyahi ırkta 40’lı yaşlarda başlar. Yapılan çalışmalarda, 50 yaş üzerindeki insanların yüzde 6-23’ünde saçların yüzde 50’sinin beyazlaştığı görülmüştür. Saçlarda erken beyazlaşmaysa beyaz ırkta 20 yaş altı, Asyalılarda 25 yaş altı, Afrikalılarda ise 30 yaş altı olarak kabul edilmektedir” bilgisini verdi. 

Saçların erken beyazlamasında genetik faktörlerin etkili olduğunun altını çizen Şanlı, şöyle konuştu:

“Ancak bazı sistemik hastalıklar veya deriyle ilgi hastalıklar da saçlarda erken beyazlanma yapabilir. Vücut derisinin rengini oluşturan maddenin (pigment) kaybı nedeniyle, cildin beyazlaşması şeklinde seyreden bir hastalık olan vitiligo, erken yaşlanma sendromları, tiroid bezinin yeterli çalışamamasıyla ortaya çıkan hipotiroidi gibi hastalıklarda görülebilir. Son yapılan çalışmalar, erken saç beyazlamasının genç yaştan itibaren sigara içenlerde görülebildiğini ortaya koydu. Bunun dışında kalp damar hastalıklarına yatkınlığın ve yine osteopeni denilen kemiklerde zafiyetin bir belirteci olabileceği de saptandı.”

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 81 views

KAYSERİ

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Demirtaş, “hematüri” olarak adlandırılan idrardan kan gelmesi durumunun mesane (idrar kesesi) kanserinin habercisi olabileceğini belirtti.

Demirtaş, yaptığı yazılı açıklamada, mesanenin duvarını yapan dokularda kaynaklanan kötü huylu tümör hücrelerinin mesane kanserine yol açtığını söyledi.  

Mesane kanserinde en sık karşılaşılan ilk belirtinin idrarın kanlı gelmesi ya da ağrılı idrar yapılması olduğunu vurgulayan Demirtaş, şu bilgileri verdi:

“Mesane kanseri erkeklerde kadınlara kıyasla daha yaygın olarak görülmektedir. Sigara, bazı meslek grupları, sağlıksız beslenme mesane kanserine yol açan etkenlerdendir. Sigara içenlerde mesane kanseri riski 3-4 kat daha fazladır. Pasif sigara içiciliği de benzer şekilde mesane kanseri için risk faktörüdür.”

Demirtaş, tüm kanser hastalıklarında olduğu gibi ürolojik kanserlerde de hastalıktan değil, geç kalınmaktan korkulması gerektiğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Orhan Canbulatel

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 79 views

KASTAMONU

Sağlık Muhabirleri Derneği (SMD) Kastamonu Temsilciliği ve Kastamonu Gazeteciler Cemiyeti (KGC) tarafından Kastamonu’da “Sağlık Haberciliği Paneli” düzenlendi. 

Sağlık Muhabirleri Derneği (SMD) Genel Başkanı Yusuf Ziya Erarslan, “Türkiye’de ‘2S’ sistemi üzerine kurulu bir medya sistemi var, ‘siyaset ve spor’, biraz da ekonomi. Sağlık, Türk basınının umurunda değil. Türk basını sağlık haberciliğine şaşı bakıyor” ifadelerini kullandı.

Oturum Başkanı Kastamonu Üniversitesi (KÜ) Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. B. Ünal İbret, Rıfat Ilgaz Kültür Merkezinde gerçekleştirilen panelde yaptığı konuşmada, sağlık haberlerinin çok gündeme geldiğini ve bu haberlere ilgi duyulduğunu belirtti.

“İnternette yapılan her 20 aramadan biri sağlıkla ilgili”

SMD Genel Başkan Yardımcısı Hatice Pala Kaya da iyi bir sağlık haberinde genel gazetecilik ve etik kurallara uyulması yanında konusunda uzman kişilerin bilimsel görüşlerine yer verilmesi gerektiğini anlatan Pala, umut tacirliği yapılmamasıa gerektiğini söyledi.

Pala,  İnternette yapılan her 20 aramadan birinin sağlıkla ilgili olduğunu belirterek, bireylerin yaptıkları arama sonucuna göre kendilerine teşhis koyma eğilimi var” değerlendirmesinde bulundu.

“Ülkemiz zengin bir insan kaynağına sahip”

SMD Genel Sekreteri ve Anadolu Ajansı (AA) Başmuhabiri Selma Bıyıklı Adabaş da sağlık ve yaşam haberlerinin toplumda en fazla okunan haberlerin başında geldiğini, yeni tedavilerin büyük ilgi gördüğünü bildirdi. 

Anadolu Ajansı abonelerinin de sağlık ve yaşam haberlerini ağırlıklı olarak istediğini aktaran Adabaş, şöyle devam etti:

“Yaklaşık 10 yıl sağlık muhabirliği yaptım, hiç zorluk çekmedim. Çünkü ülkemiz zengin bir insan kaynağına sahip. Anadolu şehirleri sosyo-kültürel yapısı, akraba evliliklerinin yaygın olması ve yöreye özgü rahatsızlıklar nedeniyle, farklı yaşam hikayeleri barındırıyor. Doktorların ‘ölür’ dediği ama kurtulan bir bebek. Zor bir ameliyat, organ nakli. Aradan yıllar geçmiş, şans eseri hastaneye gelmiş ve işi bilen bir doktor tarafından teşhis konulup tedavi edilmiş hastalar, basının arayıp da bulamadığı haberlerdir.”

“Ölüm, sağlık haberiyle gelebiliyor bazen”

TRT Haber muhabiri Abdullah Adabaş ise “Bazı haberler uzun vadede insan ve toplum üzerinde etki oluşturabiliyor. Ölüm, sağlık haberiyle gelebiliyor bazen. Özellikle son dönemde televizyona profesör, doçent ve doktor titriyle çıkan birçok kişinin uzman olduğu veya  uzman olmadığı alanda aktarımlar yaptığını biliyoruz” diye konuştu. 

Dünya Gazetesi muhabiri Mehmet Kaya da sağlık harcamalarının önemli bir yer tuttuğunu belirterek, sağlığın en fazla globalleşmiş sektörlerden biri olduğunu anımsattı.

Muhabir: Yusuf Çelik

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 78 views

EDİRNE

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülizar Füsun Varol, hamilelikte kansızlığın bebeğin anne karnındaki gelişimini önemli ölçüde etkilediğini ifade etti.

Varol, Türkiye’deki hamile kadınların çoğunluğunda kansızlık (anemi) hastalığının görüldüğünü söyledi.

Bu hastalığın anne adayında hamile kalmadan önce de olabileceğine işaret eden Varol, “Kansızlık, hamileliği problemli hale getiriyor. Anne adayının dikkat etmesi gereken durum şudur ki, hamilelikte kansızlık, bebeğin anne karnındaki gelişimini önemli ölçüde etkiler ve bu rahatsızlık sakat doğumlarda faktördür” diye konuştu.

“Dengeli beslenme, anne ve bebek sağlığı için önemli”

Kansızlığı olan kadınların hamile kalmadan önce tedaviye başlaması gerektiğini anlatan Varol, şunları kaydetti:

“Hamilelikte ortaya çıkan kansızlık, dikkatle kontrol altında incelenmelidir. Hamilelikte demirin vücuda yeterince verilmesi gereklidir. Biz, gebelikte demiri destekliyoruz çünkü toplumumuzda demirin belli bir seviyenin altında olduğu biliniyor. Yani çok ciddi demir eksikliğinde hematolog konsültasyonu istiyoruz.”

Muhabir: Cihan Demirci

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 89 views

SAMSUN

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Acil Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Güzel, bebeklerin havaya fırlatılarak sevilmesi sırasında boyundan beyne giden damarlarda yırtılmalar oluşabileceği, bunun da beyin kanamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Bebeklerin boyun kaslarının çok zayıf olduğuna işaret eden Güzel,  şunları söyledi:

“Bebeklerin baş bölümü, normal yaş grubuna göre vücutlarından büyüktür. Bu nedenle başın öne ve arkaya doğru atılması veya sağa sola çevrilecek tarzda çocuğun sevilme hareketlerinin yapılması önemli sağlık sorununa yol açabilir. Başın hızlı şekilde öne arkaya çevrilmesi veya çocuğun havaya fırlatılmasıyla boyundan beyne giden damarlarda yırtılmalar meydana getirebilir. Bu tür durumlarda beyin içinde kanamalar da oluşabilir. Ailelerin çocuklarını sevmesi esnasında ani hareketlerden uzak durmaları gerekiyor. Bir yaş altı çocuklarda sorunlar daha belirgin hale gelebilir. Çocukları severken havaya atma, güldürmek için silkelemek önemli sağlık sorunlarına neden olabilir.”

Güzel, bu tür olayların özellikle çocuğun istismarı, yani şiddet vakalarında daha çok görüldüğüne dikkati çekerek, “Bu tür durumlar boyunla beyin arasında uzanan, karın içinde solunumu sağlayan sinirlerde kopmalara neden olabilir. Sinir kopmaları da ani olarak solunumun durması ve çocuğun nefes alamamasına neden olur. Bizim en çok karşılaştığımız durumlardan biri de budur. Bu tür olaylar genelde istismar vakarında oluyor ancak bazen severken de meydana gelebiliyor” ifadelerini kullandı. 

Muhabir: İlyas Gün

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 52 views

PEKİN

Çin’de insana yapılan ilk rahim naklinin başarıyla gerçekleştiği bildirildi.

Şinhua ajansının haberine göre, ülkenin kuzeybatısında bulunan Şaanşi eyaletinin Şian kentindeki Şijing Hastanesi’nde gerçekleştirilen rahim naklinde, rahimsiz dünyaya gelen 22 yaşındaki evli kadına 43 yaşındaki annesinden alınan rahimin başarılı bir şekilde nakledildiği belirtildi.

Rahim naklinde 38 cerrahın hazır bulunduğu ve operasyonun 14 saat sürdüğü ifade edilirken, hastanede gözetim altında olan anne ve kızın sağlık durumlarının iyi olduğu kaydedildi.

Hastane yetkilileri, rahimsiz dünyaya gelen kadının kendi yumurtalığının olduğu ve yumurta üretebildiği belirtirken, rahim nakli yapılan kadının iyileşme sürecinin ardından eşlerden alınacak yumurta ve spermin dışarıda döllenmesiyle oluşturulacak embriyonun kadının rahmine yerleştirileceğini açıkladı.

Muhabir: Mahmut Atanur

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 48 views

KONYA – ABDULLAH ÖZKUL

Konya Numune Hastanesinde 4 bine yakın kitap ile oluşturulan kütüphane odacıkları sayesinde, yatan hastalar günün her saati görevlileri telefonla arayarak kitap okuyabiliyor. 

Hastanenin Başhekimi Süleyman Dönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastaların, gazete ve kitap okuma isteklerinin kendilerine ulaştığını söyledi.

Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği ve “Konya Kitap Okuyor Platformu” ile imzalanan protokol kapsamında çalışma başlattıklarını belirten Dönmez, “Özellikle yatan hastalarımızın okuma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, romandan kişisel gelişime, dini eserlerden çocuk kitaplarına 4 bin civarında eserle poliklinik ve servis katlarında kütüphane oluşturduk. Kütüphanemizin, hastalar, yakınları ve çalışanlardan bin 241 üyesi bulunuyor” diye konuştu.

“Hastalığımı unutuyorum”

Aksaray’dan tedavi için gelen 12 yaşındaki Fatma Nur Hüyük, “Rahatsızlığım nedeniyle okulumdan uzak kalıyorum. Hastanede böyle bir uygulamanın olmasından çok memnunum. Okulumdan ayrı kalsam da zamanımı kitap okuyarak değerlendiriyorum. Bu sayede hastalığımı da unutuyorum” sözlerine yer verdi. 

“İlaç getirir gibi kitap getiriyorlar”

Hastalardan 53 yaşındaki Zübeyde Camcı da  “Telefon açtığım zaman kitap geliyor. İlaç getirir gibi kitap getiriyorlar. Sağ olsunlar, böylece hastalığımızı unutturuyorlar” diye konuştu. 

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 54 views

KIRKLARELİ – ÖZGÜN TİRAN  

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Yücel, polen tüketiminin, başta karaciğer hastalıkları olmak üzere birçok rahatsızlığa iyi geldiğini bildirdi.

Bal arıları aracılığıyla üretilen polenin, bitkilerin tohum ve meyve oluşturabilmesi açısından da önemli olduğunu anlatan Yücel, “Araştırmalarda, polen kullanımının başta karaciğer hastalıkları olmak üzere birçok hastalıkta hasarları azalttığı tespit edilmiştir” dedi.

Prostat hastalıkları için de polen tüketiminin yararlı olduğunu belirten Yücel, şöyle devam etti:

“Polen kullanımı, özellikle kronik prostatit tedavisinde, prostat hücrelerinin büyümesini engellemekte, önemli iyileşme sağlamaktadır. Bu amaçla kişinin yaşına, hastalığın düzeyine bağlı olarak hekim gözetiminde tedaviye en az 3 ay süreli kürle devam edilmesi öngörülmektedir. Tedavi sonucunda prostat bezinde küçülme, lökosit sayısında azalma ve idrar akımında artma izlendiği, yapılan bilimsel araştırmalarda bildirilmiştir.”

Polen, insan sağlığı ve beslenmesi yönünden gerekli tüm aminoasit, vitamin, mineral ve diğer maddeleri bir denge içinde bulunduran çok değerli bir besindir. Çocuklarda büyümeyi, motor kasların gelişimini ve beyin fonksiyonlarını desteklemektedir. Polenin, insan sağlığı açısından vücut direncini, fiziksel performansı, besinlerden yararlanmayı artırıcı etkilerinin yanı sıra pek çok rahatsızlıkta tıbbi tedaviye destek sağlayıcı etkisi olduğu bilinmektedir.”

Tüketilmeden önce polen alerjisine karşı sağlık kuruluşunda test yaptırılması gerektiğini belirten Yücel, alerjik reaksiyonu olmayanlara, genel sağlıklarını korumaları amacıyla kahvaltıdan önce, aç karnına polen tüketmelerini tavsiye etti.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 60 views

SAMSUN

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Çağın Yücel, diyabet hastalarında diş ve ağız bakımına önem verilmesi konusunda uyarılarda bulundu.

Diyabet hastalarında tükürükteki şeker oranının yüksek olduğunu aktaran Yücel, bu rahatsızlığı bulunanların ana ve ara öğünlerin ardından mutlaka ağız ile diş bakımını yapmaları gerektiğini vurguladı.

Diyabetlilerin vücut direncinin de düşük olduğuna dikkati çeken Yücel, “Şeker hastalarında vücut direnci düşük olduğu için diş eti hastalıklarına daha sık rastlanıyor. Bu hastalarda tükürükteki şeker oranının normale göre iki kat fazla olması nedeniyle ağız içinde hastalığa bağlı bakteriler, çürükler ve diş eti hastalıkları çoğalıyor. Bu nedenle şeker hastalarının ağız ve diş eti bakımına daha fazla önem vermeleri gerekir” dedi. 

Muhabir: Mehmet Kumcağız

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 55 views

ANKARA – YILDIZ NEVİN GÜNDOĞMUŞ

Hacettepe Üniversitesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği (TPRECD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Figen Özgür, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle son yıllarda kadınların genç ve güzel görünebilmek için estetik cerrahi müdahaleye başvurduğunu söyledi.

Estetik işlemlerin plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi veya dermatoloji uzmanları tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Özgür, günümüzde kuaförlerde, güzellik salonlarında botoks ve dolgu uygulamalarının gerçekleştirildiğini, hatta elinde çantayla kapı kapı dolaşıp uygulama yapan kişilerin ortaya çıktığını anlattı. 

Göz çevresinde kullanılan dolgu maddelerinin damarları tıkayarak, görme kaybına neden olabileceğini dile getiren Özgür, çok nadir görülen bu komplikasyonun her şey doğru yapıldığında bile oluşabileceğini, bu durum dikkate alınarak uygulamanın, çok dikkatli ve ehil ellerce gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. 

Prof. Dr. Özgür, “Yanlış uygulama sonucunda kalıcı görme kaybına, geri dönüşümsüz şekil bozukluklarına kadar ulaşabilen ciddi sorunlar oluşabilir. Bu yüzden ‘gençleşip, güzelleşeceğim’ diye ehil olmayan ellerde gözünüzü kaybetmeyin” uyarısında bulundu.

“Meme protezinden çıkan silikonu bile yüze enjekte edenler var”

Bu komplikasyonların enjeksiyon hatasından ya da kullanılan malzemenin kalitesinden kaynaklanabildiğine işaret eden Özgür, şu bilgileri verdi:

“Öyle ücra yerler var ki, hiçbir üst otoritenin denetimine tabi değil. Uygulayıcıların kim, kullanılan malzemelerin ne olduğunu bilmiyoruz. Birçok güzellik salonunda ‘ucuz olsun’ diye uygun bulmadığımız, onaylanmamış malzemeler kullanılabiliyor. En ilginci ise şu, ‘ucuza gelsin’ diye kendi ürettikleri birtakım maddeleri kullananlar var. Bunlar arasında meme protezlerinden çıkan silikonları bir şekilde sulandırıp kullananlar da var, yapı marketlerden temin edilen sanayi tipi silikon malzemeleri kullananlar da. Bunları yüze ve dudaklara enjekte ediyorlar. Sonrasında bu maddeyi ciltten, biz bile temizleyemiyoruz. İnsanlar o kadar kötü halde geliyor ki, maalesef geri dönüşü olmuyor.” 

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 54 views

ANKARA

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılına ilişkin Sağlık Harcama İstatistiklerini yayımladı.

Buna göre, sağlık harcaması, 2014 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,3 arttı ve 94 milyar 750 milyon liraya ulaştı. Cari sağlık harcamasının toplam sağlık harcaması içindeki payı 2013 yılında yüzde 94,4, 2014 yılında ise yüzde 94,8 olarak gerçekleşti.

Kişi başı sağlık harcaması, 2013 yılında bin 100 lira (538 dolar) iken, 2014 yılında bin 232 lira (563 dolar) oldu.

Sağlık harcamasının gayri safi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı ise 2013 yılına göre değişmeyerek yüzde 5,4’te kaldı.

Genel devlet sağlık harcaması bir önceki yıla göre değişmeyerek yüzde 4,2, özel sektör için de aynı kalarak yüzde 1,2 oldu.

Genel devlet sağlık harcamasının toplam sağlık harcaması içindeki payı 2013 yılında yüzde 78,5 iken, 2014 yılında yüzde 77,4’e düştü.

Hane halkları tarafından yapılan cepten sağlık harcamasının toplam sağlık harcaması içindeki payı, 2013 yılında yüzde 16,8 iken, 2014 yılında yüzde 17,8’e yükseldi.

Muhabir: Mustafa Çalkaya

 

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 52 views

BURSA

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odasınca gerçekleştirilen “9. Gıda Mühendisliği Kongresi”nin sonuç bildirgesinde, 1 milyar insanın açlık sınırının altında yaşam savaşı verirken, 1,3 milyar kişinin de obeziteye bağlı sağlık sorunlarıyla uğraştığına yer verildi.

12-14 Kasım’da yapılan “9. Gıda Mühendisliği Kongresi”nin sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, gıda güvencesi ve gıda güvenliğine ilişkin yaşanan sorunların dünya genelinde artarak devam ettiği belirtildi.

Bildirgede, gıda denetim hizmetlerinin etkin biçimde yapılabilmesi için, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gıda mühendisi istihdamını artırması ve bakanlık üst düzey yönetim kadrolarında da gıda mühendislerine yer vermesinin önemine vurgu yapıldı.

Gıda mevzuatının katılımcı bir anlayışla hazırlanması, paydaşların sürece katkıda bulunmasının sağlanması gerektiği belirtilen bildirgede, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında gıda denetçi sayısının ve gıda mühendisinin son derece az olduğuna yer verildi.

Muhabir: Büşra Nur Özcan

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 43 views

TOKAT – EKBER TÜRKOĞLU

Tokat’ta yaşayan 80 yaşındaki Makbule Yıldız, 6 yıldır yaşadığı göz ağrısından Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde yapılan kornea nakliyle kurtuldu.

Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6 yıl önce sağ gözünden katarakt ameliyatı olduğunu hatırlattı. Ameliyatının ardından sağ gözünün görme yetisini önemli oranda kaybettiğini anlatan Yıldız, “Sağ gözümden sürekli bir şeyler akmaya başladı. Gözümdeki ağrı, bazen çok şiddetli oluyordu. Damla ve ilaçlarla 6 sene idare ettim ama artık dayanılacak gibi değildi” dedi.

Gözündeki ağrısı nedeniyle bazen ağladığını vurgulayan Yıldız, şöyle konuştu:

“Elimden ağlamaktan başka bir şey gelmiyordu. Çok gecelerim uykusuz geçti. Geçtiğimiz günlerde de organlarını bağışlayan bir kişiden alınan kornea, bana nakledildi. Ameliyattan sonra sabaha kadar hiç uyanmadan uyumuşum. Doktor bey gelince uyandırdılar. 6 yıldır çektiğim göz ağrısından kurtulduğum için sevinçliyim. Umudumu kesmiş, ‘Gözüm gitti’ diye düşünmeye başlamıştım. Sol gözümle idare ediyordum. Herkesten Allah razı olsun.”

“Hastanemizde ilk defa kornea nakli yaptık”

GOÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümünde görevli Yrd. Doç. Dr. Selim Demir de Makbule Yıldız’ın 2 hafta önce kendilerine geldiğini anlattı.

Yıldız’ın sağ gözünde ağrı ve görme kaybı olduğunu dile getiren Demir, “Hastamız 6 yıl önce katarakt ameliyatı olmuş. Sonra dinmeyen yanma, batma ve göz ağrıları şikayetleri varmış. Hasta, 6 yıldır bu şikayetleri çekmiş. Çok dayanılmaz hale gelince bizlere başvurdu” ifadelerini kullandı.

Demir, hayatını kaybeden ve organları bağışlanan bir kişiden alınan kornealardan birinin Yıldız’a nakledildiğini belirterek “Hastanemizde ilk defa kornea nakli yaptık. Hastamızın derdine deva olabildiysek mutluyuz. Ameliyattan sonra da hastanın şikayetleri sone erdi” dedi.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 56 views

SAMSUN

İstanbul Bilim Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, bağışıklık sistemini güçlendiren narın kolesterol ve şekeri dengelediğini bildirdi.

Prof. Dr. Elmacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, içeriğindeki özellikleri nedeniyle adeta ilaç, doğal antibiyotik özelliği taşıyan narın sofralardan kesinlikle eksik edilmemesi gerektiğini vurguladı. 

Vitamin deposu narın herkesin tüketmesi gereken bir meyve olduğuna işaret eden Elmacıoğlu, narın başta kanser olmak üzere kalp, damar, mide ve daha birçok sağlık sorununa fayda sağladığını söyledi. 

Elmacıoğlu, “Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. İçerdiği flovanoidler, vitaminler, polifenoller, antosiyaninler, taninler vasıtasıyla kolesterol ve şekeri de dengeliyor. Kalp ve damar sağlığımızı koruduğu gibi kanser hücrelerinin gelişmesini çok önemli oranda engelliyor” dedi.

Narın kabuğunun da faydalı olduğunu ancak pek bilinmediği için kabukların genellikle çöpe atıldığını ifade eden Elmacıoğlu, “Nar, lezzetli bir meyve olmasının yanında besin değerleri açısından da oldukça yararlıdır. Potasyum ve demir minerali ile C vitamini açısından çok zengin bir meyve olan nar, B1, B2 vitaminleri ile kalsiyum ve fosfor minerallerini de barındırır” diye konuştu.

Nar kabuğundaki ellagik asitin başta meme kanseri olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini önleyici ve iyileştirici faydalar sağladığını öne süren Elmacıoğlu, şöyle devam etti:

“Harareti keser, enerji verir ve yorgunluğu giderir. Vücudu, kalbi, mideyi ve diş etlerini kuvvetlendirir. Mide iltihabı ve ağız yarası için faydalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kanser hücrelerinin gelişmesine engel olarak, başta akciğer, meme, cilt, kolon ve prostat kanseri olmak üzere kansere karşı vücudu korur. Kandaki kolesterol oranını ve tansiyonu düşürür. Damar sertliğini önler ve damarları açar. Bu özellikleriyle kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kandaki şeker seviyesini de dengeleyerek şeker hastalarına iyi gelir. Cilt sağlığı için de faydalıdır. Ayrıca artrit ve eklem ağrılarını dindirmeye yardımcı olur.”

Nar tanelerini saran zarın hazmı kolaylaştırma ve idrar söktürme etkisi bulunduğunu aktaran Elmacıoğlu, kabuklarından demlenen çayın ise ishal giderici ve bağırsak kurtlarını temizleyici özelliğine sahip olduğunu kaydetti.

Muhabir: Mehmet Kumcağız

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 46 views

BURSA – ÖMER ERİM BAŞTİMAR

Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülendam Tümen, şeker hastalarının yaşamlarını diyabete göre şekillendirdiklerini belirterek, “Şeker tüketimini kısıyorlar, dışarıdan ek şekerli ürünleri alarak yemiyorlar, yürüyüşe başlıyorlar, hamurlu yiyecekleri hayatlarından büyük oranda çıkarıyorlar. Bundan dolayı şeker hastaları, sağlıklı görünenlerden daha uzun yaşayabiliyor” dedi.

Tümen, Uludağ Üniversitesinde düzenlenen bir program nedeniyle geldiği Bursa’da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şeker hastalığının insanlığın tarihinin en eski ve genel hastalıkları arasında yer aldığını vurgulayarak, Türkiye’de nüfusun yüzde 15’inin diyabet hastası olduğunu kaydetti.

Dikkat edilmesi durumunda bu hastalıkla uzun süreli bir ömür geçirilebileceğini ifade eden Gülendam Tümen, “İnsanın doğal olarak 40 yaşından sonra bir tek pankreası değil, tüm organları işlevini yavaşlatır. Göz az görür, pankreas daha az insülin sağlar gibi. İnsana düşen ise bunlara karşı tedbir almak, yaşlanan organlarına destek vermektir. Örneğin, 20’li yaşlarda 6 dilim baklava yiyen bir kişi, 40 yaşına geldiğinde bunu 2 dilime düşürebilmelidir. 60 yaşına geldiğinde ise 1 dilime” diye konuştu.

Genetik yapı diyabete yatkın

İnsanoğlunun genetik yapısında diyabete yatkınlık bulunduğuna işaret eden Gülendam Tümen, şeker hastalığı “TİP2” olan kişinin doğuştan gelen insülin eksikliği olduğunu, mutlaka ilaçla yaşaması gerektiğini bildirdi.

Diğer diyabet türünün ise “TİP1” olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tümen, şunları söyledi:

“Halk arasında en çok olan TİP1’dir. Bu tür olan diyabet, yaşam değişiklikleriyle geciktirilebilecek bir hastalık türüdür. Pankreas, insülin salgısını yavaş yavaş azaltmaya başlıyor. Yani vücudun herhangi bir organı nasıl yaşlandıkça işlevini yapmada yavaşlıyorsa, pankreas da öyle oluyor. Bu türe karşı beslenmemizi dengelersek, sağlıklı bir yaşama dikkat edersek ve doktorların önerilerine dikkat edersek, damar çeperlerindeki yıpranma azalacaktır. Böylece bu hastalığın zararlarını aza indirerek, birlikte yaşar hale gelmiş olabileceğiz. TİP1 diyabet türünde doğadaki bazı bitkilerden de destek alınabiliyor, bu da ancak doktorların bilgisi dahilinde olmalıdır.”

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 49 views

İSTANBUL – SİBEL KURTOĞLU

Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’de geçen yıl hayata geçirilen ve başarılı sonuçlar alınan “Uyuşturucuyla Mücadele Acil Eylem Planı”nı, model olarak üyelerine tavsiye etme kararı aldı.

Alınan bilgiye göre, geçen yıl kasım ayında yayınlanan Başbakanlık genelgesiyle Aile ve Sosyal Politikalar, Adalet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Gençlik ve Spor, İçişleri, Gümrük ve Ticaret, Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıkları ile ilgili diğer kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla uyuşturucu ile mücadele politikalarına yön verecek “Uyuşturucuyla Mücadele Acil Eylem Planı” hazırlandı.

Plan kapsamında bir yıllık sürede emniyet güçlerince uyuşturucu satışıyla mücadele tedbirlerinin yanı sıra toplumsal farkındalık, talebin azaltılması, bağımlıların tedavileri ve rehabilitasyonu, sosyal uyum, tedavi merkezlerinin güçlendirilmesi gibi birçok başlıkta kararlı adımlar atıldı. “Narkotim” projesinden, danışma birimleri ve tedavi merkezlerine kadar gerçekleştirilen faaliyetlerle uyuşturucuyla mücadelede önemli yol katedildi. 

Dünya Sağlık Örgütü, bir yılda başarılı sonuçlar alınan “Uyuşturucuyla Mücadele Acil Eylem Planı”nı, model olarak üyelerine tavsiye etmeyi kararlaştırdı.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 49 views

BURSA

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odasınca gerçekleştirilen “9. Gıda Mühendisliği Kongresi”nin sonuç bildirgesinde, 1 milyar insanın açlık sınırının altında yaşam savaşı verirken, 1,3 milyar kişinin de obeziteye bağlı sıhhat sorunlarıyla uğraştığına yer verildi.

12-14 Kasım’da yapılan “9. Gıda Mühendisliği Kongresi”nin sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, gıda güvencesi ve gıda güvenliğine ilişkin yaşanan sorunların dünya genelinde artarak devam ettiği belirtildi.

Bildirgede, gıda denetim hizmetlerinin etkin biçimde yapılabilmesi için, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gıda mühendisi istihdamını artırması ve bakanlık üst düzey idare kadrolarında da gıda mühendislerine yer vermesinin önemine vurgu yapıldı.

Gıda mevzuatının katılımcı bir anlayışla hazırlanması, paydaşların sürece katkıda bulunmasının sağlanması gerektiği belirtilen bildirgede, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında gıda denetçi sayısının ve gıda mühendisinin nihayet derece az olduğuna yer verildi.

Muhabir: Büşra Nur Özcan

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 51 views

TOKAT – EKBER TÜRKOĞLU

Tokat’ta yaşayan 80 yaşındaki Makbule Yıldız, 6 yıldır yaşadığı göz ağrısından Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde yapılan kornea nakliyle kurtuldu.

Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6 sene önce sağ gözünden katarakt ameliyatı olduğunu hatırlattı. Ameliyatının ardından sağ gözünün görme yetisini önemli oranda kaybettiğini anlatan Yıldız, “Sağ gözümden sürekli bir şeyler akmaya başladı. Gözümdeki ağrı, bazen çok şiddetli oluyordu. Damla ve ilaçlarla 6 sene yönetim ettim ama artık dayanılacak gibi değildi” dedi.

Gözündeki ağrısı nedeniyle bazen ağladığını vurgulayan Yıldız, şöyle konuştu:

“Elimden ağlamaktan başka bir şey gelmiyordu. Çok gecelerim uykusuz geçti. Geçtiğimiz günlerde de organlarını bağışlayan bir kişiden alınan kornea, bana nakledildi. Ameliyattan sonra sabaha kadar hiç uyanmadan uyumuşum. Hekim bey gelince uyandırdılar. 6 yıldır çektiğim göz ağrısından kurtulduğum için sevinçliyim. Umudumu kesmiş, ‘Gözüm gitti’ diye düşünmeye başlamıştım. Sol gözümle idare ediyordum. Herkesten Allah razı olsun.”

“Hastanemizde ilk defa kornea nakli yaptık”

GOÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümünde görevli Yrd. Doç. Dr. Selim Demir de Makbule Yıldız’ın 2 hafta önce kendilerine geldiğini anlattı.

Yıldız’ın sağ gözünde ağrı ve görme kaybı olduğunu dile getiren Demir, “Hastamız 6 yıl önce katarakt ameliyatı olmuş. Sonra dinmeyen yanma, batma ve göz ağrıları şikayetleri varmış. Hasta, 6 yıldır bu şikayetleri çekmiş. Çok dayanılmaz hale gelince bizlere başvurdu” ifadelerini kullandı.

Demir, hayatını kaybeden ve organları bağışlanan bir kişiden alınan kornealardan birinin Yıldız’a nakledildiğini belirterek “Hastanemizde ilk defa kornea nakli yaptık. Hastamızın derdine deva olabildiysek mutluyuz. Ameliyattan sonra da hastanın şikayetleri sone erdi” dedi.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 60 views

SAMSUN

İstanbul Bilim Üniversitesi Sıhhat Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, bağışıklık sistemini güçlendiren narın kolesterol ve şekeri dengelediğini bildirdi.

Prof. Dr. Elmacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, içeriğindeki özellikleri nedeniyle adeta ilaç, doğal antibiyotik özelliği taşıyan narın sofralardan kesinlikle eksik edilmemesi gerektiğini vurguladı. 

Vitamin deposu narın herkesin tüketmesi gereken bir meyve olduğuna işaret eden Elmacıoğlu, narın başta kanser olmak üzere kalp, damar, mide ve daha birçok sıhhat sorununa fayda sağladığını söyledi. 

Elmacıoğlu, “Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. İçerdiği flovanoidler, vitaminler, polifenoller, antosiyaninler, taninler vasıtasıyla kolesterol ve şekeri de dengeliyor. Yürek ve damar sağlığımızı koruduğu gibi kanser hücrelerinin gelişmesini çok önemli oranda engelliyor” dedi.

Narın kabuğunun da faydalı olduğunu ancak pek bilinmediği için kabukların genellikle çöpe atıldığını ifade eden Elmacıoğlu, “Nar, lezzetli bir meyve olmasının yanında besin değerleri açısından da oldukça yararlıdır. Potasyum ve demir minerali ile C vitamini açısından çok zengin bir meyve olan nar, B1, B2 vitaminleri ile kalsiyum ve fosfor minerallerini de barındırır” diye konuştu.

Nar kabuğundaki ellagik asitin başta meme kanseri olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini önleyici ve iyileştirici faydalar sağladığını öne süren Elmacıoğlu, şöyle devam etti:

“Harareti keser, enerji verir ve yorgunluğu giderir. Vücudu, kalbi, mideyi ve diş etlerini kuvvetlendirir. Mide iltihabı ve ağız yarası için faydalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kanser hücrelerinin gelişmesine engel olarak, başta akciğer, meme, cilt, kolon ve prostat kanseri olmak üzere kansere karşı vücudu korur. Kandaki kolesterol oranını ve tansiyonu düşürür. Damar sertliğini önler ve damarları açar. Bu özellikleriyle yürek ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kandaki şeker seviyesini de dengeleyerek şeker hastalarına iyi gelir. Cilt sağlığı için de faydalıdır. Ayrıca artrit ve eklem ağrılarını dindirmeye yardımcı olur.”

Nar tanelerini saran zarın hazmı kolaylaştırma ve idrar söktürme etkisi bulunduğunu aktaran Elmacıoğlu, kabuklarından demlenen çayın ise ishal giderici ve bağırsak kurtlarını temizleyici özelliğine sahip olduğunu kaydetti.

Muhabir: Mehmet Kumcağız

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 52 views

BURSA – ÖMER ERİM BAŞTİMAR

Balıkesir Üniversitesi Fen-Yazın Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülendam Tümen, şeker hastalarının yaşamlarını diyabete göre şekillendirdiklerini belirterek, “Şeker tüketimini kısıyorlar, dışarıdan ek şekerli ürünleri alarak yemiyorlar, yürüyüşe başlıyorlar, hamurlu yiyecekleri hayatlarından büyük oranda çıkarıyorlar. Bundan dolayı şeker hastaları, sağlıklı görünenlerden daha uzun yaşayabiliyor” dedi.

Tümen, Uludağ Üniversitesinde düzenlenen bir program nedeniyle geldiği Bursa’da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şeker hastalığının insanlığın tarihinin en eski ve genel hastalıkları arasında yer aldığını vurgulayarak, Türkiye’de nüfusun yüzde 15’inin diyabet hastası olduğunu kaydetti.

Dikkat edilmesi durumunda bu hastalıkla uzun süreli bir ömür geçirilebileceğini ifade eden Gülendam Tümen, “İnsanın doğal olarak 40 yaşından sonra bir tek pankreası değil, tüm organları işlevini yavaşlatır. Göz az görür, pankreas daha az insülin sağlar gibi. İnsana düşen ise bunlara karşı tedbir almak, yaşlanan organlarına destek vermektir. Örneğin, 20’li yaşlarda 6 dilim baklava yiyen bir kişi, 40 yaşına geldiğinde bunu 2 dilime düşürebilmelidir. 60 yaşına geldiğinde ise 1 dilime” diye konuştu.

Genetik yapı diyabete yatkın

İnsanoğlunun genetik yapısında diyabete yatkınlık bulunduğuna işaret eden Gülendam Tümen, şeker hastalığı “TİP2” olan kişinin doğuştan gelen insülin eksikliği olduğunu, mutlaka ilaçla yaşaması gerektiğini bildirdi.

Diğer diyabet türünün ise “TİP1” olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tümen, şunları söyledi:

“Halk arasında en çok olan TİP1’dir. Bu tür olan diyabet, yaşam değişiklikleriyle geciktirilebilecek bir hastalık türüdür. Pankreas, insülin salgısını yavaş yavaş azaltmaya başlıyor. Yani vücudun herhangi bir organı nasıl yaşlandıkça işlevini yapmada yavaşlıyorsa, pankreas da öyle oluyor. Bu türe karşı beslenmemizi dengelersek, sağlıklı bir yaşama dikkat edersek ve doktorların önerilerine dikkat edersek, damar çeperlerindeki yıpranma azalacaktır. Böylece bu hastalığın zararlarını aza indirerek, birlikte yaşar hale gelmiş olabileceğiz. TİP1 diyabet türünde doğadaki bazı bitkilerden de destek alınabiliyor, bu da ancak doktorların bilgisi dahilinde olmalıdır.”

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 51 views

İSTANBUL – SİBEL KURTOĞLU

Dünya Sıhhat Örgütü, Türkiye’de geçen sene hayata geçirilen ve başarılı sonuçlar alınan “Uyuşturucuyla Mücadele Acil Eylem Planı”nı, model olarak üyelerine tavsiye etme kararı aldı.

Alınan bilgiye göre, geçen yıl kasım ayında yayınlanan Başbakanlık genelgesiyle Aile ve Sosyal Politikalar, Hak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Gençlik ve Spor, İçişleri, Gümrük ve Ticaret, Milli Eğitim ve Sıhhat bakanlıkları ile ilgili diğer kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla uyuşturucu ile mücadele politikalarına yön verecek “Uyuşturucuyla Mücadele Acil Eylem Planı” hazırlandı.

Plan kapsamında bir yıllık sürede emniyet güçlerince uyuşturucu satışıyla mücadele tedbirlerinin yanı dizi toplumsal farkındalık, talebin azaltılması, bağımlıların tedavileri ve rehabilitasyonu, sosyal uyum, tedavi merkezlerinin güçlendirilmesi gibi birçok başlıkta kararlı adımlar atıldı. “Narkotim” projesinden, danışma birimleri ve tedavi merkezlerine kadar gerçekleştirilen faaliyetlerle uyuşturucuyla mücadelede önemli yol katedildi. 

Dünya Sağlık Örgütü, bir yılda başarılı sonuçlar alınan “Uyuşturucuyla Mücadele Acil Eylem Planı”nı, model olarak üyelerine tavsiye etmeyi kararlaştırdı.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 54 views

BURSA

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odasınca gerçekleştirilen “9. Gıda Mühendisliği Kongresi”nin sonuç bildirgesinde, 1 milyar insanın açlık sınırının altında yaşam savaşı verirken, 1,3 milyar kişinin de obeziteye bağlı sağlık sorunlarıyla uğraştığına yer verildi.

12-14 Kasım’da yapılan “9. Gıda Mühendisliği Kongresi”nin sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, gıda güvencesi ve gıda güvenliğine ilişkin yaşanan sorunların dünya genelinde artarak devam ettiği belirtildi.

Bildirgede, gıda denetim hizmetlerinin etkin biçimde yapılabilmesi için, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gıda mühendisi istihdamını artırması ve bakanlık üst düzey idare kadrolarında da gıda mühendislerine yer vermesinin önemine vurgu yapıldı.

Gıda mevzuatının katılımcı bir anlayışla hazırlanması, paydaşların sürece katkıda bulunmasının sağlanması gerektiği belirtilen bildirgede, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında gıda denetçi sayısının ve gıda mühendisinin nihayet derece az olduğuna yer verildi.

Muhabir: Büşra Nur Özcan

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 46 views

TOKAT – EKBER TÜRKOĞLU

Tokat’ta yaşayan 80 yaşındaki Makbule Yıldız, 6 yıldır yaşadığı göz ağrısından Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde yapılan kornea nakliyle kurtuldu.

Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6 sene önce sağ gözünden katarakt ameliyatı olduğunu hatırlattı. Ameliyatının ardından sağ gözünün görme yetisini önemli oranda kaybettiğini anlatan Yıldız, “Sağ gözümden sürekli bir şeyler akmaya başladı. Gözümdeki ağrı, bazen çok şiddetli oluyordu. Damla ve ilaçlarla 6 yıl idare ettim ama artık dayanılacak gibi değildi” dedi.

Gözündeki ağrısı nedeniyle bazen ağladığını vurgulayan Yıldız, şöyle konuştu:

“Elimden ağlamaktan başka bir şey gelmiyordu. Çok gecelerim uykusuz geçti. Geçtiğimiz günlerde de organlarını bağışlayan bir kişiden alınan kornea, bana nakledildi. Ameliyattan sonra sabaha kadar hiç uyanmadan uyumuşum. Hekim bey gelince uyandırdılar. 6 yıldır çektiğim göz ağrısından kurtulduğum için sevinçliyim. Umudumu kesmiş, ‘Gözüm gitti’ diye düşünmeye başlamıştım. Sol gözümle idare ediyordum. Herkesten Allah razı olsun.”

“Hastanemizde ilk defa kornea nakli yaptık”

GOÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümünde görevli Yrd. Doç. Dr. Selim Demir de Makbule Yıldız’ın 2 hafta önce kendilerine geldiğini anlattı.

Yıldız’ın sağ gözünde ağrı ve görme kaybı olduğunu dile getiren Demir, “Hastamız 6 yıl önce katarakt ameliyatı olmuş. Sonra dinmeyen yanma, batma ve göz ağrıları şikayetleri varmış. Hasta, 6 yıldır bu şikayetleri çekmiş. Çok dayanılmaz hale gelince bizlere başvurdu” ifadelerini kullandı.

Demir, hayatını kaybeden ve organları bağışlanan bir kişiden alınan kornealardan birinin Yıldız’a nakledildiğini belirterek “Hastanemizde ilk defa kornea nakli yaptık. Hastamızın derdine deva olabildiysek mutluyuz. Ameliyattan sonra da hastanın şikayetleri sone erdi” dedi.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 57 views

SAMSUN

İstanbul Bilim Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, bağışıklık sistemini güçlendiren narın kolesterol ve şekeri dengelediğini bildirdi.

Prof. Dr. Elmacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, içeriğindeki özellikleri nedeniyle adeta ilaç, doğal antibiyotik özelliği taşıyan narın sofralardan kesinlikle eksik edilmemesi gerektiğini vurguladı. 

Vitamin deposu narın herkesin tüketmesi gereken bir meyve olduğuna işaret eden Elmacıoğlu, narın başta kanser olmak üzere yürek, damar, mide ve daha birçok sağlık sorununa yarar sağladığını söyledi. 

Elmacıoğlu, “Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. İçerdiği flovanoidler, vitaminler, polifenoller, antosiyaninler, taninler vasıtasıyla kolesterol ve şekeri de dengeliyor. Kalp ve damar sağlığımızı koruduğu gibi kanser hücrelerinin gelişmesini çok önemli oranda engelliyor” dedi.

Narın kabuğunun da faydalı olduğunu ancak pek bilinmediği için kabukların genellikle çöpe atıldığını ifade eden Elmacıoğlu, “Nar, lezzetli bir meyve olmasının yanında besin değerleri açısından da oldukça yararlıdır. Potasyum ve demir minerali ile C vitamini açısından çok zengin bir meyve olan nar, B1, B2 vitaminleri ile kalsiyum ve fosfor minerallerini de barındırır” diye konuştu.

Nar kabuğundaki ellagik asitin başta meme kanseri olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini önleyici ve iyileştirici faydalar sağladığını öne süren Elmacıoğlu, şöyle devam etti:

“Harareti keser, enerji verir ve yorgunluğu giderir. Vücudu, kalbi, mideyi ve diş etlerini kuvvetlendirir. Mide iltihabı ve ağız yarası için faydalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kanser hücrelerinin gelişmesine engel olarak, başta akciğer, meme, cilt, kolon ve prostat kanseri olmak üzere kansere karşı vücudu korur. Kandaki kolesterol oranını ve tansiyonu düşürür. Damar sertliğini önler ve damarları açar. Bu özellikleriyle yürek ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kandaki şeker seviyesini de dengeleyerek şeker hastalarına iyi gelir. Cilt sağlığı için de faydalıdır. Ayrıca artrit ve eklem ağrılarını dindirmeye yardımcı olur.”

Nar tanelerini saran zarın hazmı kolaylaştırma ve idrar söktürme etkisi bulunduğunu aktaran Elmacıoğlu, kabuklarından demlenen çayın ise ishal giderici ve bağırsak kurtlarını temizleyici özelliğine sahip olduğunu kaydetti.

Muhabir: Mehmet Kumcağız

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 49 views

BURSA

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odasınca gerçekleştirilen “9. Gıda Mühendisliği Kongresi”nin sonuç bildirgesinde, 1 milyar insanın açlık sınırının altında yaşam savaşı verirken, 1,3 milyar kişinin de obeziteye bağlı sağlık sorunlarıyla uğraştığına yer verildi.

12-14 Kasım’da yapılan “9. Gıda Mühendisliği Kongresi”nin sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, gıda güvencesi ve gıda güvenliğine ilişkin yaşanan sorunların dünya genelinde artarak devam ettiği belirtildi.

Bildirgede, gıda denetim hizmetlerinin etkin biçimde yapılabilmesi için, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gıda mühendisi istihdamını artırması ve bakanlık üst düzey idare kadrolarında da gıda mühendislerine yer vermesinin önemine vurgu yapıldı.

Gıda mevzuatının katılımcı bir anlayışla hazırlanması, paydaşların sürece katkıda bulunmasının sağlanması gerektiği belirtilen bildirgede, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında gıda denetçi sayısının ve gıda mühendisinin son derece az olduğuna yer verildi.

Muhabir: Büşra Nur Özcan

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 49 views

TOKAT – EKBER TÜRKOĞLU

Tokat’ta yaşayan 80 yaşındaki Makbule Yıldız, 6 yıldır yaşadığı göz ağrısından Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde yapılan kornea nakliyle kurtuldu.

Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6 sene önce sağ gözünden katarakt ameliyatı olduğunu hatırlattı. Ameliyatının ardından sağ gözünün görme yetisini önemli oranda kaybettiğini anlatan Yıldız, “Sağ gözümden sürekli bir şeyler akmaya başladı. Gözümdeki ağrı, bazen çok şiddetli oluyordu. Damla ve ilaçlarla 6 yıl idare ettim ama artık dayanılacak gibi değildi” dedi.

Gözündeki ağrısı nedeniyle bazen ağladığını vurgulayan Yıldız, şöyle konuştu:

“Elimden ağlamaktan başka bir şey gelmiyordu. Çok gecelerim uykusuz geçti. Geçtiğimiz günlerde de organlarını bağışlayan bir kişiden alınan kornea, bana nakledildi. Ameliyattan sonra sabaha kadar hiç uyanmadan uyumuşum. Doktor bey gelince uyandırdılar. 6 yıldır çektiğim göz ağrısından kurtulduğum için sevinçliyim. Umudumu kesmiş, ‘Gözüm gitti’ diye düşünmeye başlamıştım. Sol gözümle idare ediyordum. Herkesten Allah razı olsun.”

“Hastanemizde ilk defa kornea nakli yaptık”

GOÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümünde görevli Yrd. Doç. Dr. Selim Demir de Makbule Yıldız’ın 2 hafta önce kendilerine geldiğini anlattı.

Yıldız’ın sağ gözünde ağrı ve görme kaybı olduğunu dile getiren Demir, “Hastamız 6 yıl önce katarakt ameliyatı olmuş. Sonra dinmeyen yanma, batma ve göz ağrıları şikayetleri varmış. Hasta, 6 yıldır bu şikayetleri çekmiş. Çok dayanılmaz hale gelince bizlere başvurdu” ifadelerini kullandı.

Demir, hayatını kaybeden ve organları bağışlanan bir kişiden alınan kornealardan birinin Yıldız’a nakledildiğini belirterek “Hastanemizde ilk defa kornea nakli yaptık. Hastamızın derdine deva olabildiysek mutluyuz. Ameliyattan sonra da hastanın şikayetleri sone erdi” dedi.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 61 views

SAMSUN

İstanbul Bilim Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, bağışıklık sistemini güçlendiren narın kolesterol ve şekeri dengelediğini bildirdi.

Prof. Dr. Elmacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, içeriğindeki özellikleri nedeniyle adeta ilaç, doğal antibiyotik özelliği taşıyan narın sofralardan kesinlikle eksik edilmemesi gerektiğini vurguladı. 

Vitamin deposu narın herkesin tüketmesi gereken bir meyve olduğuna işaret eden Elmacıoğlu, narın başta kanser olmak üzere kalp, damar, mide ve daha birçok sağlık sorununa fayda sağladığını söyledi. 

Elmacıoğlu, “Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. İçerdiği flovanoidler, vitaminler, polifenoller, antosiyaninler, taninler vasıtasıyla kolesterol ve şekeri de dengeliyor. Yürek ve damar sağlığımızı koruduğu gibi kanser hücrelerinin gelişmesini çok önemli oranda engelliyor” dedi.

Narın kabuğunun da faydalı olduğunu ancak pek bilinmediği için kabukların genellikle çöpe atıldığını ifade eden Elmacıoğlu, “Nar, lezzetli bir meyve olmasının yanında besin değerleri açısından da oldukça yararlıdır. Potasyum ve demir minerali ile C vitamini açısından çok varlıklı bir meyve olan nar, B1, B2 vitaminleri ile kalsiyum ve fosfor minerallerini de barındırır” diye konuştu.

Nar kabuğundaki ellagik asitin başta meme kanseri olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini önleyici ve iyileştirici faydalar sağladığını öne süren Elmacıoğlu, şöyle devam etti:

“Harareti keser, enerji verir ve yorgunluğu giderir. Vücudu, kalbi, mideyi ve diş etlerini kuvvetlendirir. Mide iltihabı ve ağız yarası için faydalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kanser hücrelerinin gelişmesine engel olarak, başta akciğer, meme, cilt, kolon ve prostat kanseri olmak üzere kansere karşı vücudu korur. Kandaki kolesterol oranını ve tansiyonu düşürür. Damar sertliğini önler ve damarları açar. Bu özellikleriyle kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kandaki şeker seviyesini de dengeleyerek şeker hastalarına iyi gelir. Cilt sağlığı için de faydalıdır. Ayrıca artrit ve eklem ağrılarını dindirmeye yardımcı olur.”

Nar tanelerini saran zarın hazmı kolaylaştırma ve idrar söktürme etkisi bulunduğunu aktaran Elmacıoğlu, kabuklarından demlenen çayın ise ishal giderici ve bağırsak kurtlarını temizleyici özelliğine sahip olduğunu kaydetti.

Muhabir: Mehmet Kumcağız

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 53 views

BURSA

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odasınca gerçekleştirilen “9. Gıda Mühendisliği Kongresi”nin sonuç bildirgesinde, 1 milyar insanın açlık sınırının altında yaşam savaşı verirken, 1,3 milyar kişinin de obeziteye bağlı sağlık sorunlarıyla uğraştığına yer verildi.

12-14 Kasım’da yapılan “9. Gıda Mühendisliği Kongresi”nin sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, gıda güvencesi ve gıda güvenliğine ilişkin yaşanan sorunların dünya genelinde artarak devam ettiği belirtildi.

Bildirgede, gıda denetim hizmetlerinin etkin biçimde yapılabilmesi için, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gıda mühendisi istihdamını artırması ve bakanlık üst düzey yönetim kadrolarında da gıda mühendislerine yer vermesinin önemine vurgu yapıldı.

Gıda mevzuatının katılımcı bir anlayışla hazırlanması, paydaşların sürece katkıda bulunmasının sağlanması gerektiği belirtilen bildirgede, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında gıda denetçi sayısının ve gıda mühendisinin son derece az olduğuna yer verildi.

Muhabir: Büşra Nur Özcan

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 49 views

ANKARA

Enfeksiyona yol açan bir kurtçuğun, kadınlarda doğurganlığı artırdığı görüldü. 

Sonuçları Science dergisinde yayınlanan araştırmada, Bolivya’da 986 yerli kadın incelendi ve “Ascaris lumbricoides” adı verilen bir tür yuvarlak kurtçuğun üreme üzerinde olumlu etkisinin olduğu keşfedildi.

Bolivya’da Tsimane yerli topluluğunda bir ailenin ortalama dokuz üyesinin bulunduğu, nüfusun yüzde 70’inde “Ascaris lumbricoides” kurtçuğunun yol açtığı enfeksiyona rastlandığı belirtildi. 

Araştırmacılar, “Ascaris lumbricoides” kurtçuğunun, bağışıklık sistemini, daha basit gebe kalacak şekilde başkalaştırdığını ve fazladan iki çocuk sahibi olunmasını sağladığını bildirdi.

Uzmanlar, araştırmanın bulgularının, “yeni üreme ilaçlarının geliştirilmesine” yardımcı olabileceğine işaret etti. 

Dokuz yıl süren araştırmada, kancalı kurtçukların ise aksi bir etkiye sahip olduğu ve bir kadının potansiyelinden üç çocuk daha az doğurmasına yol açtığı gözlendi. 

Dünya nüfusunun üçte birinin, kurtçukların neden olduğu benzer enfeksiyonlarla yaşadığı biliniyor. 

Muhabir: Gamze Türkoğlu Oğuz

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

0 48 views

ANKARA  

Sıhhat Bakanlığınca “Aktif Kampüs Projesi” kapsamında Hacettepe Üniversitesine hibe edilen bisikletlerden 160’ı öğrencilere verildi.

Hacettepe Üniversitesine hibe edilen bisikletlerden 160’ı, Beytepe yerleşkesindeki kız ve erkek talebe yurdunda kalan gençlere dağıtıldı. 

Dağıtım törenine katılan Rektör Prof. Dr. Murat Tuncer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Biz ilk bisikletlerimizi Sayın Cumhurbaşkanımızın elinden aldık. Projenin isminden de anlaşılacağı üzere, inşallah kampüsümüz bundan böyle daha dinamik, daha genç olacak” dedi.

Gençlere daha hareketli yaşam tarzı sunmak istediklerini ifade eden Tuncer, kullanmak isteyen her öğrenciye bisiklet vermeyi amaçladıklarını vurguladı. Tuncer, ellerindeki ilk bin bisikleti numaralandırarak, öğrencilere dönem dönem dağıtacaklarını söyledi.

Muhabir: Arif Mehmet İpek

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

MAGAZIN

MEDYA